Kadın Dostu Markalar https://www.kadindostumarkalar.org Sun, 20 Jun 2021 12:50:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.7.2 https://www.kadindostumarkalar.org/wp-content/uploads/2020/11/cropped-favicon-32x32.png Kadın Dostu Markalar https://www.kadindostumarkalar.org 32 32 GEDİK SANAT “KADININ SÖZÜ VAR” DİJİTAL PROJESİYLE SAHNEDE https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/17/gedik-sanat-kadinin-sozu-var-dijital-projesiyle-sahnede/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/17/gedik-sanat-kadinin-sozu-var-dijital-projesiyle-sahnede/#respond Thu, 17 Jun 2021 11:07:03 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2757
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

 

Gedik Sanat’ın kadınların ifade biçimlerini, kendini gerçekleştiren lider kadınları ve koro kültürünün bu çerçevedeki rolünü ortaya çıkaran projesi “Kadının Sözü Var” 28-29-30 Haziran tarihlerinde Gedik Sanat Youtube kanalından yayınlanacak.

Gedik Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Gedik Sanat, İstanbul Gedik Üniversitesi ile birlikte 2020’nin kasım ayında “Kadının Sözü Var” isimli bir farkındalık projesi için adım atmış fakat dijital platformlarda birçok alanda uzman konuklarla zenginleşen proje için bestelenmiş olan üç eser pandemi koşulları sebebiyle seslendirilememişti.

Kadının adını başta sanat olmak üzere her alanda duyuracak olan bu proje kapsamında üç kadın şairin dizelerini besteleyen üç bestecinin koro eserleri 28-29-30 Haziran tarihlerinde Gedik Sanat Youtube kanalından yayınlanacak.

Üç kadın şairin dizeleri ödüllü koro Sirene ile dünya prömiyeri yapacak

Gedik Sanat tarafından sipariş edilen Koro eserleriyle projede; Ayten Mutlu’nun “Telefonda” adlı şiirini Oğuzhan Balcı, Didem Madak’ın “ Ay Işıl’a Sığışmıştı” adlı şiirini Enver Yalçın Özdiker ve Gonca Özmen’in “Belki Sessiz”  adlı şiirini Mesruh Savaş besteledi. 28 – 29 – 30 Haziran tarihlerinde saat 21.00’da üç seans halinde bu eserlerin dünya prömiyerleri, Volkan Akkoç yönetiminde 10. J. Brahms ve 8. R.Schumann Koro Yarışmalarından iki altın madalya alan, Türkiye’nin ilk ve tek Kadın Korosu Sirene yorumuyla izlenebilecek.

Gedik Sanat’ın “Fabrikada Koro” başlığı devam ediyor

Gedik Sanat, ilk etkinliğini 8 Kasım 2018 tarihinde “Fabrikada Koro” başlığıyla Roboweld Robot Eğitim ve Araştırma Alanı’nda gerçekleştirmişti. Sanayinin üretim alanlarında sanatsal üretimleri sergileyen ve çağdaş sanatların örneklerini sanatseverlerle paylaşan oluşum, “Kadının Sözü Var” projesiyle de “Fabrikada Koro” başlığını devam ettiriyor. Gedik Kaynak üretim alanlarında çekimleri gerçekleştirilecek yeni proje, sanatseverlere alışılmışın dışında görsel ve işitsel bir tecrübe sunacak.

“Kadının Sözü Var” Projesine Kadın Dostu Markalar Platformundan Ödül

Teknolojiden sanata, spordan siyasete her alanda kadının sesinin duyurulması ve kadın istihdamının artırılması yörüngesinde KAGİDER, KASFAD, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Yöneticileri, Koro Kültürü Derneği, Semiha Berksoy Opera Vakfı Yöneticileri, Sanat Tarihçileri, Şairler, Besteciler ve Sanatçılarla gerçekleşen keyifli sohbetleri Kasım 2020 boyunca Gedik Sanat Instagram adresi üzerinden takip edilmişti. Bununla beraber Gedik Sanat, edebiyatı koro müziğinin birleştirici yönüyle bir araya getirip üç eserin yaratılmasına sebep olmuştu. Bu projedeki çok disiplinli duruşu ve sanata Toplumsal Cinsiyet Eşitliği anlamında getirdiği yaklaşımla Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından 2020 yılı Farkındalık Ödülü’ne layık görülen Gedik Sanat, önümüzdeki sene Tiyatro alanında gerçekleştireceği bir dijital projeyle bu platforma destek olmaya devam edecek.

 

ÜÇ DÜNYA PRÖMİYERİNİN PROGRAMI

* Oğuzhan Balcı “ Telefonda “  Şair: Ayten Mutlu

28 Haziran 2021 Pazartesi saat 21:00 Gedik Sanat Youtube Kanalı

* Enver Yalçın Özdiker “ Ay Işıl’a Sığışmıştı” Şair: Didem Madak

29 Haziran 2021 Salı saat 21:00 Gedik Sanat Youtube Kanalı

* Mesruh Savaş  “ Belki Sessiz”  Şair: Gonca Özmen

30 Haziran 2021 Çarşamba saat 21:00 Gedik Sanat Youtube Kanalı

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/17/gedik-sanat-kadinin-sozu-var-dijital-projesiyle-sahnede/feed/ 0
LÜLEBURGAZ’DA “KADINLARLA GÜZELLEŞEN KÜLAHLAR” https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/16/luleburgazda-kadinlarla-guzellesen-kulahlar/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/16/luleburgazda-kadinlarla-guzellesen-kulahlar/#respond Wed, 16 Jun 2021 15:03:36 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2743
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

 

Lüleburgaz Belediyesi ve Kadın Akademisi Kooperatifi ortaklığıyla, Unilever Algida ile kadın istihdamı için gerçekleştirdiği iş birliği ile güzel bir farkındalık adımı attı. Lüleburgaz Gençlik Parkı’nda “Kadınlarla Güzelleşen Külahlar” projesi kapsamında açılan dondurma satış noktasında kadın istihdamına fayda sağlanırken, benzer uygulamaların önümüzdeki süreçte yaygınlaştırılması planlanıyor.

Hayatın her alanında kadının adının olması gerektiğini savunan ve çalışanlarının yarısını kadınların oluşturduğu Lüleburgaz Belediyesi, kadın istihdamı için önemli bir adım daha attı. Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi’nde kadınların ekonomik ve sosyal hayatta yer alması için faaliyet gösteren Kadın Akademisi Kooperatifi ile Lüleburgaz Belediyesi, Unilever Algida ile “Kadınlarla Güzelleşen Külahlar” projesini hayata geçirdi.

 

İşletmesinin Kadın Kooperatifi’ne ait olduğu ve gelirinin tamamen kadın istihdamına yönelik sağlanacağı dondurma satış standının açılışını Lüleburgaz Belediye Başkanı Dr. Murat Gerenli gerçekleştirdi. Açılışta Lüleburgaz Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Güncer, Lüleburgaz Belediyesi Meclis Üyeleri Tamer Ermut, Burcu Sabancılar, Nihal Organ, Halime Gülcan Ayışığı, belediye meclisi üyesi ve aynı zamanda Kadın Akademisi Kooperatifi Başkanı Deniz Şahin, kooperatif üyesi kadınlar, Algida bölge sorumluları ile daire müdürleri yer aldı.

Açılışta soruları yanıtlayan Deniz Şahin, “Belediyemiz bize yer tesis etti, Algida firması kioksumuzu yaptırdı. Bu projenin olmazsa olmazı kadın istihdamıydı. Kadın istihdamında da içeride gördüğünüz pırıl pırıl iki kızımıza ayın 10’u itibariyle sigortalı iş imkanı sağlamış olduk. Hayatlarındaki ilk başlangıcı bizim kooperatifimizle yapmış oldular. Bugüne kadar birçok işte çalışmışlar. Ama hiçbir zaman sigortalı olamamışlar. İlk sigortalı hayatları bizimle başlamış oldu. Bugün iki kadına dokunabildik. Yarın nice iki kadına dokunabilmek dileğiyle!” şeklinde konuştu.

“Kadınlarla omuz omuza mücadelemiz sürecek”

Açılışta konuşan Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli, kadın istihdamına çok önem verdiklerinin ve bunun için mücadeleyi bırakmayacaklarının altını çizdi. Algida’nın akıllarında olanları hayata geçirmeleri için kendilerine fikir açtığını ve bu doğrultuda Lüleburgaz Belediyesi ve Kadın Akademisi Kooperatifi ortaklığıyla sosyal bir projeye imza attıklarını söyleyen Gerenli sözlerine şöyle devam etti: “İstihdam yaratıyoruz. Üreten kadınlar diyoruz. Üretimi artırmak için kadınlarımız sosyal ve ekonomik hayatın içinde bizlerle birlikte olacaklar ki biz toplumda ilerleyelim. Ben bunun başlangıç olmasını temenni ediyorum. Kooperatifimiz bu konuda çok başarılı. Bu başarılarının artarak devam etmesini diliyorum. Sosyal ve ekonomik hayat içerisinde el ele omuz omuza mücadelemizi devam ettireceğiz.”

Kadınların güçlenmesine yol açıldı

Kadın bir belediye başkan yardımcısı olarak böyle bir girişimin içinde yer almaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Lüleburgaz Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Güncer, Algida’nın kendilerine projeyle gelmelerinin hemen ardından heyecanla çalışmaya başladıklarını ve bu sayede, hem belediyecilik anlamında kadınlara verilen desteği öne çıkardıklarını, hem de onlara bir yol açtıklarını anlattı. Kadınların Lüleburgaz’da var olmaları, sağlam ve güçlü adımlarla ilerlemeleri için böyle bir girişime ortaklık ettiklerini ifade eden Güncer, kadın kooperatifinin daha da güçlenmesini, buna benzer kadın kooperatiflerinin de daha çok yaygınlaşmasını istediklerini vurguladı.

“Türkiye’ye yaymayı planlıyoruz”

Açılışta söz alan Unilever Algida Bölge Sorumlusu Ömer Faruk Yüksel, projenin Trakya’da ilk kez gerçekleştirildiğini ve bu projeyi Türkiye geneline yaymayı planladıklarını söyledi. Projenin amacının kadınlara destek olmak, kadın eliyle daha hoş ürünlerin satılabilmesini sağlamak olduğunu ifade eden Yüksel, belediye başkanının ve yetkililerin kendilerine yardımcı olarak bu fırsatı verdiklerini söyledi.

 

“Mutluyuz”

Öte yandan projeyle birlikte dondurma satış noktasında istihdam edilen iki genç kadın Gökçe Yaren ile Çisem Şirin, mutluluklarını paylaştı. Çalışmanın heyecanı içinde olan genç kadınlar, “Kadınları böyle yerlerde daha çok görmeliyiz. Biz böyle bir işte olduğumuz için çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.

 

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/16/luleburgazda-kadinlarla-guzellesen-kulahlar/feed/ 0
ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/11/ataerkil-zihniyetle-savasan-esitlikci-lider-nur-ger/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/11/ataerkil-zihniyetle-savasan-esitlikci-lider-nur-ger/#respond Fri, 11 Jun 2021 11:39:09 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2734
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 3 Ortalama: 5]

 

 

Ataerkil kültür yapısının ülkeye ve insanlara verdiği hasarın farkında olarak ‘Önce insan!’ ve ‘Kadın erkek eşittir nokta!’ sloganlarını yaşamın her alanında uygulayabilmeliyiz.”

Henüz 20 yaşındayken girişimci yönünü keşfeden Nur GER, bugün geldiğimiz noktada, kurduğu şirketler ve kuruluş aşamalarında yoğun çabalar gösterdiği gönüllü kuruluşlar ile topluma katkı sunmaya devam ediyor.

20’li yaşlarında hayalinde Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olmak olan Nur GER, bugün toplum için yapmak istediklerini hem örnek şirket yönetim modeli ile hem de STK gönüllüsü olarak ortaya koyuyor. Sırasıyla Türkiye Konferans Tercümanları Derneği, TESEV, KADER, KAGİDER gibi çok önemli derneklerin kuruluşlarında etkin rol alan GER, 2018 yılında dünyada sadece iki örneği bulunan, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan ve bu savunuyla erkeklerden erkeklere köprü olmak amacı güden Türkiye’nin ilk sivil toplum kuruluşu YANINDAYIZ Derneği’nin de kurucusu olarak karşımıza çıkıyor. 40 erkekle birlikte, toplumdaki ataerkil kültüre, cinsiyetçi yaklaşımlara, iş ve ekonomi dünyası ile eğitimde ve sosyal alanlardaki cinsiyet eşitsizliğine, dilimize yerleşmiş ve doğruluğuna inandırılmış olduğumuz cinsiyetçi söylemlere karşı güçlü bir duvar oluşturup farkındalığı en üst seviyeye taşıyarak bozuk düzenin değişmesine katkı sağlıyor.

Eğitim hayatını tamamlar tamamlamaz ataerkil düzende rüzgara karşı koşar gibi hayallerinin peşinden koşan, bu yolculukla birlikte ortaya koyduğu paylaşımcı yönetim modeli ile de örnek teşkil eden Nur GER, hem başarılı bir sanayici iş insanı hem de ilklere imza atan bir sivil toplum gönüllüsü olarak topluma ve ekonomiye önemli katkılar sunuyor.

Kariyerine onlarca başarıyı sığdırmış ve tüm kadınlara “Sen de yapabilirsin!” duygusu ve ilhamını aşılayan Nur GER ile yaptığımız, her cümlesinden ve her attığı girişim adımından feyz alınacak bu özel söyleşiyi keyifle okumanızı dileriz.

 

Bize özgeçmişinizden kısaca bahseder misiniz? Kariyeriniz için hayal ettikleriniz nelerdi?

Kısaca tanımlamak gerekirse hem sanayici bir iş insanıyım hem de sivil toplum gönüllüsüyüm. İstanbul’da doğup büyüdüm, Galatasaray Lisesi’nde karma eğitime geçişte 450 erkek öğrencinin arasında okula alınan ilk kız öğrencilerdendim. Liseyi, son sınıfta AFS Bursu ile gittiğim Amerika’nın Texas eyaletindeki Lamar Lisesi‘nde tamamladım. Lisans diplomamı Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldım. Yüksek lisansımı ise aynı üniversitenin Ekonomi ve Uluslararası Dış İlişkiler bölümünde bitirdim. Üniversitede okurken kendi işimi kuracağıma dair hedeflerim vardı. Bu nedenle çalışma hayatına çok erken yaşta başlayarak, 1976’da Birlik Ticaret’i kurdum. Sonrasında kısa bir dönem hazır giyim firmalarında yönetici ve ortak pozisyonlarında yer aldım ve nihayet 1986 yılında halen Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam ettiğim, hazır giyim ve konfeksiyon imalat ve ihracat firması SUTEKS‘i kurdum. İş kadını şapkası ile kısaca Nur Ger’i bu şekilde tanımlayabilirim ancak her zaman sivil toplumla ilgiliydim. Oldukça küçük yaşlardan itibaren yönetici olmak istediğimi biliyorum. Hayalimde ise Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olmak vardı.

Başarılar sığdırdığınız kariyer yolculuğunuzda size ışık tutanlardan bahseder misiniz? (Örneğin; iz bırakan kitaplar, kişiler, benimsediğiniz görüşler, özlü sözler…)

Ailemde, karı-kocanın birlikte çalışıyor olmalarını görmek beni etkilemiştir. Bireysel olarak ayrım yapılmaksızın “kaliteli bir eğitim = altın bilezik” kavramı içimize işlenmiştir. Ben 1968 kuşağına yaklaşan bir yaştayım. Dolayısıyla 2. dalga feminist hareketten çok etkilendim. Keza Galatasaray Lisesi’nde almış olduğumuz kültür de bireysel duruş, ekonomik bağımsızlık gibi kavramları içselleştirmeme vesile olmuştur.

20 yaşında girişimci olmaya karar vermenizin ve sonrasında yeni başarılı girişimlerde bulunmanızın ortaya çıkış öyküsü nasıldı? Sırasıyla girişim öykülerinizi sizden dinleyebilir miyiz? Ne isterken, hikayeniz nerelere evrildi? Şu anda kariyerinizde hayal ettiğiniz yerde misiniz?

Benim ilk şirketimi kurmama vesile olan iş, Türkiye’den İspanya’ya ihraç ettiğimiz 500 ton hayvan yemi hikâyesidir. Sonrasında ise kurucusu olduğum hazır giyim ve konfeksiyon ihracatçısı SUTEKS’in kuruluşudur. 10 yıl önce BRAEZ adında bir Hollanda markasını satın aldım. Onu da Türkiye’de yaygınlaştırmak için temkinli olarak ilerliyorum.

Kurucusu olduğum her sivil toplum kuruluşu bir girişimimdir. Tarihsel sırasıyla Türkiye Konferans Tercümanları Derneği, TESEV, KADER, KAGİDER ve YANINDAYIZ’ın kuruculuğunu yaptım. Gerek iktisadi gerekse sivil toplum girişimlerimin tamamı beklediğim şekilde evrildiler. YANINDAYIZ daha çok yeni… Onun da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye’deki algıyı değiştirerek süreci kısaltmasına vesile olacak bir boyutta ve saygınlıkta olmasını hedefliyoruz.

En büyük hayalim Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı seçilip ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmakken kendimi sivil toplumla ilgilenir halde buldum. İş hayatımda ve sivil toplumda adım adım ilerleyerek belirli noktalara geldim. Bugün ülkeme yaptığım katkılarla çok mutluyum.

COVID-19 salgını, dünya genelinde bugüne kadar alışık olmadığımız bir tablo yarattı. Nasıl aşılacağını ve ne zaman sonuçlanacağını bilmediğimiz bir krizle karşı karşıyayız. Bu süreçte, gerek farkındalık yaratmak, gerekse aksiyon almak açısından ne yönde çalışmalar gerçekleştirdiniz?

Aslında krizden çıkış yolları belirlendi. Aşılar yoluyla da süreci kısaltarak aşacağız. Başlangıç döneminde kişisel olarak bir yıldır karantinadayım denebilir. Kurumsal olarak da yapılması gereken tüm önlemleri alarak ilerledik.Uzaktan çalışma-sosyal mesafe-hijyen kurallarını her alanda uyguladık. Minimum olumsuzlukla atlatmış bulunuyoruz.

Sürdürülebilirlik için “Kadın Gücü” ne anlama geliyor? Sizce şirketlerde ve ekonominin genelinde kadın gücünün artması neleri, nasıl etkiler?

Bildiğiniz üzere Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin beşincisi toplumsal cinsiyet eşitliği. Bence birinci sırada olmalıydı. Bunu çeşitlilik anlamında görmemiz yetersizdir. Kadın hakları insan haklarıdır. Dünyadaki en gelişmiş ekonomilere baktığınızda toplumsal cinsiyet eşitliğinde en yüksek puanlara ulaşmış ülkeleri bulursunuz. Bu ülkeler geliştikleri için kadının hakları gelişmedi, tam tersine kadınlar uzun mücadelelerle bu hakları elde ettiler ve bunun doğal sonucu olarak ülkeler gelişti.

Şirketinizde kadın çalışan oranı nedir? İK süreçlerinizde cinsiyet eşitliğinin önemi ve önceliğinden bahseder misiniz?

Bizim şirketimizde kadın ve erkek çalışan oranı eşittir. SUTEKS’te toplumsal cinsiyet eşitliği İK süreçlerinin bir hedefi değil bir yaşam biçimidir. İnsana verilen öncelik ve her alanda eşitlik şirketimizin kurulduğu ilk günden itibaren mevcuttur. Onun içindir ki kurumsal olarak rol modeliyiz.

 

“Kadın girişimci olarak 1970’li yıllarda çalışma hayatına adım attığımda, hep bir görünmez cam duvarın olduğunu gördüm.”

İş dünyasında cinsiyetleşmiş mesleklere bakış açınız nasıldır? Ücretler, cam tavan, çalışma koşulları ve fırsatların iyileştirilmesi anlamında Türkiye ve dünyada gelecek 10 yılda nasıl bir tablo oluşacağını öngörüyorsunuz? Sorunların giderilmesi için neler yapılmalı?

Kadın girişimci olarak 1970’li yıllarda çalışma hayatına adım attığımda, hep bir görünmez cam duvarın olduğunu gördüm. İnsanlar için o dönem kadınların çalışma hayatında var olmaları alışılmadık bir durumdu ve temkinli yaklaşma ihtiyacı hissediyorlardı. Günümüzde bile benzer sorgulamalar yaşanabiliyor. Bir kadın girişimci olarak o zamanlar yaşadığım problemlerin tamamını bugün diğer kadınlar da yaşıyor. Dünya hızla eşitliğe doğru evriliyor. Gelecekteki on yılda ve ondan sonraki dönemlerin tümünde geometrik bir hızla eşitliğe doğru koşuyor olacağız. Sorunların giderilmesinin birinci adımı zihniyet devrimidir. Ataerkil kültür yapısının ülkeye ve insanlara verdiği hasarın farkında olarak “Önce insan!” ve “Kadın erkek eşittir nokta!” sloganlarını yaşamın her alanında uygulayabilmeliyiz. YANINDAYIZ bu süreci kısaltmak için kurulmuş bir dernektir.

40 erkek ile birlikte eşitlik için yola çıkarak kurduğunuz ve kısa süre içinde önemli bir aşama kaydeden YANINDAYIZ Derneği’ni sizden dinleyebilir miyiz? Fikir nasıl ortaya çıktı? Ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

YANINDAYIZ, toplumsal cinsiyet eşitliği savunusunu yapmak üzere yola çıkan ve “Kadınların YANINDAYIZ” diyen bir dernek. Hedef kitlesi ve rol modelleri erkekler. Erkeklerden erkeklere köprü olmak amacıyla kurulan Türkiye’deki ilk sivil toplum kuruluşu. Dünyada iki örneği daha var. İlki Brezilya çıkışlı ve Amerika merkezli, pek çok ülkede şubesiyle birlikte çalışma yapan “Promundo” diğeri ise Avustralya’da kurulan “Champions of Change Coalition”.

YANINDAYIZ’da temel amacımız toplumsal cinsiyet eşitliğinde, tam eşitliğe gidilecek yolda özellikle erkeklerde zihniyet ve davranış değişimini yaratmak. Ekonomide ve toplumda karar vericilerin, yasa koyucuların ağırlıklı olarak erkekler olmasından dolayı zihniyet değişiminin erkeklerden başlamasının şart olduğunu düşünüyoruz. YANINDAYIZ’ın amacı başta kadına yönelik şiddetin sonlanması olmak üzere, eğitim, sağlık, çalışma hayatı, ev emeğinde ortaklık gibi hayatın tüm alanlarında tam eşitliğin sağlanması için farkındalığı artırmaya yönelik faaliyetler sürdürmektir. Örneğin, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla İstanbul Üniversitesi ile “İlçe Bazında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi” raporunu hazırladık. Türkiye’de ilk kez yapılan bu çalışmayla 100.000 ve üzeri nüfusa sahip olan 234 ilçe belediyesi için karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir cinsiyet endeksi hazırladık.

YANINDAYIZ derneğinde üyelerimiz en büyük destekçilerimiz. Her türlü faaliyetimize değerli katkı sağlayarak daha iyi işler çıkarılmasına vesile oluyorlar. Kendilerine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Dernek içinde kurduğumuz çalışma gruplarıyla, belirli aralıklarla üyelerimiz ile bir araya gelerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. İş dünyasındaki değerli üyelerimizin referanslarıyla ve eğitimcilerimizle toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığını arttırmak, deneyim paylaşımlarında bulunmak üzere farklı eğitim programlarımız var. Bunlar arasında, Berber Dükkânı Sohbetleri, Tarihsel Süreçte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimleri, TCE-101 Eğitimleri, Dil Farkındalığı Atölyeleri ve Aile İçi Şiddet Farkındalığı çalışmalarını sayabiliriz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması öncelikli hedeflerimiz arasında. Özellikle mavi yaka çalışanlara yönelik eğitim programları ve üniversite öğrencilerine yönelik eğitim programları ile öncü olan bir dernek olarak çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Toplumda ataerkil zihniyetin dönüşümü, çok önem verdiğimiz bir konu; bu anlamda da özellikle sosyal medya çalışmaları ve eğitim çalışmaları ile toplumsal cinsiyet eşitliğinin söylem değişikliği dönüşümüne katkı sağlamak istiyoruz.

 “İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan ataerkillikle mücadele ediyoruz.”

Kadın istihdamı konusunda son yıllarda ciddi bir yol aldık. Markaların bu yönde öncü ve ilham veren girişimlerine de tanık oluyoruz. Henüz hala yeterli seviyelere çekilememiş olsa da çok ciddi çabaların ortaya konulduğunu görüyoruz. Bugün bu tabloyu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası bazı konular hiç ama hiç düzelmeyecekmiş gibi geliyor ama bir bakıyorsunuz zaman içinde yol alınmış. Tüm kadın örgütleri, dernekler, sivil toplum ve son zamanlarda bahsettiğiniz bazı markalar çok çalışıyor. Bu düzende alınabilecek en iyi sonuçları alıyoruz diyebiliriz. Zaten ana işimiz sürekli engelleri aşmak olduğu için bu işin doğasında var. Sonuçta insanlık tarihi kadar eski bir olgu olan ataerkillikle mücadele ediyoruz.

Kadınların ekonomide daha güçlü ve eşit bir şekilde konumlanması için sizce kimlere hangi görevler düşüyor? Mesleklere cinsiyet biçen toplum yapısı, çalışanlar, yöneticiler ve şirketler, kadınlar, erkekler, gençler ve ebeveynler…

Kadın, erkek, genç, ebeveyn olarak ayırmadan herkese görev düşüyor. Artık “Bu bir kadın meselesi” deyip geçilmemesi gerekiyor. Özel sektörde şirket değerleri ve organizasyon kültürü toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde şekillenmeli, yönetim birimi kadın ve erkek eşitliğine duyarlı bir hale gelmeli. Kapsayıcılık ilkesine dayanan stratejiler oluşturulmalı, kesinlikle ve kesinlikle cinsiyet kotası uygulanmalı, “kadınlara özgü” veya “erkeklere özgü” kabul edilen işlerde tam tersine erkeklerin veya kadınların çalışması teşvik edilmeli; kadınların annelik izinlerini kanunlara uygun bir şekilde kullanmaları, erkeklerin de babalık izinlerini kullanmaları teşvik edilmeli. Yani özetle, şirketler ve kurumlar kadın dostu politikalar geliştirmeli ve bunları bir an önce uygulamaya geçirmeliler.

Özel sektörün yanında sivil toplumlara çok önemli görevler düşüyor. Sivil toplumlar da toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefine ulaşmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırmak için çeşitli projeler hayata geçirmeli, kadın haklarında savunuculuk görevi üstenmeli, farkındalık çalışmaları yapmalılar. Kadınların ekonomide eşit ve daha güçlü bir şekilde var olabilmesi ve dolayısı ile eşit ve refaha ermiş bir toplumun inşası için özel sektöre ve sivil topluma düşen roller çok ama çok önemli.

Toplumsal cinsiyet bilinci için zihniyetlerin değişmesi sizce nasıl mümkün? İş ve aile hayatlarımızda cinsiyetçi yaklaşımların azaltılması ve bu yönde bilinç oluşması için cinsiyetçi yönde anlam ifade eden, hayatımızdan çıkarmamız gereken yasaklı kelimeler sizce neler olmalı?

YANINDAYIZ’ın varoluş amacı zaten bu. Toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettiğimiz ataerkil zihniyetin dönüşümü için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu dönüşümü sağlayabilmek ve eşitlikçi bir bilinç oluşturmak için kalıplaşmış cinsiyetçi ifadeleri hayatımızdan çıkarmak çok önemli. YANINDAYIZ olarak Dil Farkındalığı Atölyeleri düzenliyoruz. Aynı zamanda sosyal medyada oldukça ilgi gören “Söylemini Değiştir” kampanyamız ile ataerkil zihniyetten doğan ve maalesef ki toplumda çoğumuzun diline yer etmiş cinsiyetçi ifadelere dikkat çekerek dildeki ayrıştırıcı ve kadını hor gören yaklaşımı önlemeyi amaçlıyoruz.

Aslında bizi en çok geriye çeken konulardan birinin de “öğretilmiş ebeveynlik” olduğunu düşünüyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Gelecek nesillerin bugünkü öğreticilerine bir mesaj vermek ister misiniz?

Size katılıyorum. Erkeklerin doğurmak ve emzirmek hariç her konuda çocuklarına rahatlıkla bakacaklarına inananlardanım. Bebeğin ilk bir yılında anneye yakınlığı, süt emmesi dolayısıyla sembiotik bir ilişkisi var ama diğer tüm ihtiyaçlarını da bir baba giderebilir. Önce insan diyerek başta kadın-erkek olmak üzere her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaları ve toplumsal cinsiyet eşitliğini bir yaşam tarzı olarak benimsemelerini öneririm.

 

 

 

 

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/11/ataerkil-zihniyetle-savasan-esitlikci-lider-nur-ger/feed/ 0
DOMİNO’S’TAN KADIN İSTİHDAMINI DESTEKLEYEN PROJE https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/dominostan-kadin-istihdamini-destekleyen-proje/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/dominostan-kadin-istihdamini-destekleyen-proje/#respond Thu, 10 Jun 2021 14:24:03 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2723
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

 

Pizza denildiğinde akla ilk gelen markalardan Domino’s, 15 bin tohum topu atışı yapmak için 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde ecording ile iş birliği yaptı. Proje kapsamında, kırsal alanlarda yaşayan kadınlar tarafından üretilen tohumların kullanılması ile hem kadın istihdamına hem de çevreye faydalı olunması hedefleniyor.

Domino’s, iklim değişikliğini ve gittikçe daha da hissedilen etkilerini durdurmak için küresel iklim krizine karşı, sürdürülebilir ve inovatif çevre teknolojileri geliştiren sosyal girişim ecording ile iş birliği yaptı. Kadın istihdamının da desteklendiği projede, el emeği tohum topları, ecording tarafından geliştirilen ecoDrone’larla ekim ayında toprağa atılacak.

1.2 trilyon ağaca ihtiyaç var

Domino’s, dünyanın en büyük sorunlardan iklim değişikliğiyle mücadelede en etkili yöntemlerden biri olan ağaçlandırma için kolları sıvadı. Dünyanın bu global problemi durdurabilmek için 1.2 trilyon ağaca ihtiyacı olduğu ama geleneksel yöntemlerle de ne yazık ki bu sayıya ulaşmanın neredeyse imkansız olduğu biliniyor. Bu nedenle ecoDrone‘larla ihtiyaç duyulan sayıya ulaşmak hedefleniyor. Ağaçlandırılması gereken ulaşılması zor alanlara, havadan tohum topu atışları gerçekleştiriliyor. Domino’s işte bu proje ile tohum toplarını, insan elinin ulaşamadığı zor alanlardaki toprakla bir araya getiriyor.

Proje kadın istihdamını destekliyor

Marka, bir taraftan tohum toplarıyla Türkiye’nin yeşermesinin heyecanını yaşarken, diğer taraftan tohum üretiminin küresel iklim krizinden ekonomik ve sosyolojik açıdan doğrudan etkilenen, kırsal alanlarda yaşayan kadınlar tarafından üretilmesinin sevincini yaşıyor. Çünkü tohum topları kadınlara gelir imkanı sağlıyor.

Domino’s, kırsalda yaşayan kadınların ürettiği 15 bin tohum topunu doğa ile buluşturup daha yeşil bir Türkiye’yi gelecek nesillere miras bırakırken aynı zamanda kadın istihdamına da katkı sağlamış oluyor.

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/dominostan-kadin-istihdamini-destekleyen-proje/feed/ 0
“PUDUHEPA VE KIZ KARDEŞLERİ”AİLESİNE ASUMAN BAYTOP BEBEĞİ DE KATILIYOR https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/puduhepa-ve-kiz-kardesleriailesine-asuman-baytop-bebegi-de-katiliyor/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/puduhepa-ve-kiz-kardesleriailesine-asuman-baytop-bebegi-de-katiliyor/#respond Wed, 09 Jun 2021 21:44:58 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2717
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

 

 

Başarılı kadın hikayeleri ile çocuklara ilham olan ‘Puduhepa ve Kız Kardeşleri’ ailesine Yves Rocher Vakfı desteği ile 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde dördüncü bebek olarak Türk kadın botanikçi Asuman Baytop katılıyor.

Puduhepa ve Kız Kardeşleri ailesine yeni katılan bebek, Türk kadın botanikçi, bitki toplayıcısı ve eczacı olarak görev yapmış, Türk florasına katkıları ile tanınan, Türk bilim tarihinin önemli ismi Asuman Baytop oluyor. Tuvana Büyükçınar’ın tasarımı ile hayat bulan Asuman Baytop bebeğin, daha parlak bir gelecek hayali için tüm çocuklara ilham olması amaçlanıyor.

Daha iyi bir toplum için tüm yatırımların çocuklardan yana yapılması gerektiğini düşünen Renan Tan Tavukçuoğlu; projesi “Puduhepa ve Kız Kardeşleri” için Anadolu’nun gerçek kadın süper kahramanlarının başarı hikayelerinden ilham alıyor. Bu ilhamı çocuklara aktarmak üzere hazırladığı bez bebekleri ve hikâye kitaplarını ise aracı olarak kullanıyor. Proje kız çocuklarının güçlü bireyler olarak gelişimlerini tamamlamaları, kız çocuklarına eğitim desteği verilmesi, kültürel ve tarihsel değerlere sahip çıkarak yeni nesillere ilham olması ve proje bünyesinde çalışan kadın istihdamının artırılması gibi amaçlar ile yoluna devam ediyor.

Bez bebeklerin tümü el yapımı olarak Türkiye’nin dört bir yanından ev kadınları tarafından üretiliyor. Üretime katkı sağlayan ev kadınlarına istihdam sağlanırken, projenin masraflar ve vergiler sonrasında elde kalan tüm geliri ise kız çocuklarının eğitimine destek olması için Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı’na (TOÇEV) aktarılıyor.

Puduhepa ve Kız Kardeşleri Projesi her geçen gün daha da çok geliştirilmeye devam edilirken aileye katılan Türk doğa bilimine katkılarına olan saygı ve minnettarlık ile tercih edilmiş güçlü kadın karakter Asuman Baytop bebeği ile doğa ve çevrenin önemine dikkat çekiliyor.

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/10/puduhepa-ve-kiz-kardesleriailesine-asuman-baytop-bebegi-de-katiliyor/feed/ 0
Dünyaca ünlü tasarımcı Defne Koz Susani ile tasarımları ve başarıları üzerine… https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/02/dunyaca-unlu-tasarimci-defne-koz-susani-ile-tasarimlari-ve-basarilari-uzerine/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/02/dunyaca-unlu-tasarimci-defne-koz-susani-ile-tasarimlari-ve-basarilari-uzerine/#respond Tue, 01 Jun 2021 21:56:57 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2707
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

“En zengin eğitim içinizdeki ilgiyi ve merakı kamçılayarak geliştirmenizle başlıyor…”

 “Kahve Sohbetleri” bölümümüzde bu hafta, samimi ve sıcak sohbeti, sanata olan bağlılığı, çocukluk yıllarına dayanan tasarım merakını satırlarda bulacağımız ve başarılarına tanıklık edeceğimiz ünlü Türk tasarımcı, Defne KOZ SUSANI ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Elektronik eşyadan şehir mobilyalarına, aydınlatma sistemlerinden aksesuar ve mutfak objeleri alanlarına kadar uzanan geniş bir tasarım yelpazesine sahip olarak çeşitli kıtalara yayılan müşterileri için geliştirdiği inovatif projelerle uluslararası birçok ödül kazanan, tasarımları; Triennale di Milano, Galleria Jannone, Galleria Posteria, Spazio Mudima, Idea books, Galleria Post Design, Spazio Vigentina in Milan, Biennale del Vetro Venezia, IOYB Koeln, Kunstmuseum Dusseldorf, Ubersee Museum Bremen… gibi  pek çok galeri ve müzelerde sergilenen başarılı bir kadın…   

Şimdi sizi, iyi bir tasarımcı olmak için zorlukların üstesinden gelme gücü, tutku ve sabrın gerektiğinin altını çizen Susani ile tasarıma başladığı günden bugüne uzanan öyküsünü ve başarı sırlarını konuştuğumuz söyleşimizle baş başa bırakıyoruz.

 

Koz Susani Design’in Kurucusu / Defne Koz Susani

Sevgili Susani, tasarım öykünüz nasıl başladı? Kısaca sizi, sizden dinleyebilir miyiz?

Çocukken –hemen her çocuk gibi- bol resim yapardım. Sanata ve sanatla ilişkili dallara hep meraklı oldum ama ilk ürün tasarımına ilişkin tanımlamayı ağabeyimden duymuştum. Bolca araba çizimleri yaparken anlattığı bu meslek o zamanlardan kafama girmişti. Sanırım ya ilkokul sonda ya da ortaokuldaydım; o zamanlar bizde pek de duyulmayan bu mesleğe ilişkin bilgileri daha sonradan sağdan soldan dolaylı olarak toplamaya başlamıştım ama okuduğum bir haber ile bu mesleğe olan merakım birden tutkuya dönüşüverdi.

 

Sizi bu mesleğe yönelten ilk tasarım örneğini hatırlıyor musunuz? Bu ilk örnek, sizde hangi duyguları tetikledi?

Okul sonraları zamanımın çoğunu geçirdiğim anne ve babamın iç mimari stüdyolarında Domus dergilerini karıştırırken, İtalyan tasarımcı Giorgetto Giugaro’nun bir makarna tipi olan Marille’nin tasarlanmasının haberi -yani birilerinin, o zamanlarda, yediğimiz yemeği tasarlayabiliyor olması- kafamda bir ışık yakarken gönlümün bu mesleğe kucak açmasına ilk gerçek adımı attırmıştı. Daha sonraları öğrendiğim kadarı ile istenilen başarıyı elde edememiş olsa bile bu pastasciutta (hamur işi) haberi, belki de benim hayatımı değiştirdi.

 

Sizi tasarım sürecinizde motive eden, yaratıcılık kattığına inandığınız değerleriniz ve totemleriniz oldu mu?

İlham aldığım nesne, kişi, mekan için şu ya da bu diyemem; çünkü pek çok var. Yaşadıklarım gözlemlediklerim, öğrendiklerim, öğrenmeye devam ettiklerim, biriktirdiklerim var… Okuduklarım, konuştuklarım, çalıştıklarım, dinlediklerim… Sonra beklemediğiniz bir günde, bir anda ve çoğunlukla gecenin bir yarısında bu birikimleriniz sizi ‘rahatsız ederek’ uyandırıp masa başına oturtuyor.

 

Biraz da “tasarım sürecindeki Defne KOZ”dan bahsedelim isteriz… Üretim aşamasında önceliğiniz nedir?

Az önce de söylediğim gibi birikimler sizi ‘rahatsız ederek’ masa başına oturttuğunda, kimi zaman fikirler yazıya dönüşüyor, kimi zaman ise hemen çizime. Bir proje briefi ile karşı karşıya kaldıktan sonra, proje üzerinde düşünmek için fiziksel olarak kendimi soyutlamaktansa ruhen kendimi soyutlamam benim için yeterli. Çünkü huzur duyduğum her ortamda verimli olabilirim. Dolayısıyla benim için hayatımdaki öncelik, bu huzuru yaratmak. Düşünmek, projeyi kafamda oluşturmak, malzeme/üretim/doku araştırmaları yapmak, ardından fikirleri bilgileri kağıda dökmek benim için doğal bir prosedür.

 Bu soruyu en haklı gerekçeleriyle doğru yönlendireceğinize inandığımız kişi olarak, Türk ve Batı tasarımı kültürünü yorumlayabilir misiniz?

Türküm, kültürümün derinliğine hayranım. Yeri geldiğinde beynimin arkasından, köklerimin fışkırmasına bayılıyorum. Ama inanın ki bunlar hiçbir zaman bilinçli değil; hepsi bilinçaltı. Bakarak esinlenmeye çalışmıyorum. Deneyimlerim, bilgilerim, ilgim, beynimin bir yerlerinde, kendi kültürüme ait katmanlarda birikmekte. Günün birinde bilinçaltımdan, çaktırmadan, karşıma çıkıveriyor. Kimi zaman ben bunu görmüyorum bile ama ürünümü değerlendiren kişiler görebiliyor. Memleketimi, kendi kültürümü severek büyüdüm ama yurtdışında yaşarken kendi kültürüme daha merakla yaklaşmaya başladım. Türkiye’de yaşarken de fotoğraf makinemi elime alıp dere tepe gezmeye çıkardım. Ama sanırım ilgim sonraları daha da gelişti. Üstelik sadece Türkiye’ye değil, derin kültürleri olan tüm kültürlere meraklı oldum. Derin bir kültürden gelmiş olmanın büyük bir avantaj sağladığı muhakkak ancak bu avantaj yanında önemli bir de sorumluluk getiriyor. Bir ürün tasarlarken gelenek göreneklerin dünyası, antik kültür dünyası beni çok cezbediyor elbette. Ama tasarladığım ürünün çağdaş malzemeler ve günümüz teknolojisiyle üretileceğinin ve dünyanın bin bir ucunda dağıtılarak global kültürle karsılaşacağının da bilincindeyim.

 

Tasarım yaptığınız tüm ürünlerde uyguladığınız size özel tasarım süreçlerinizden bahsedebilir misiniz?

Hangi ürün gamında olursa olsun, projeye yaklaşımım aslında aynı. Her gün kullanılan, kullandıkça keyif veren, insanı heyecanlandıran, hatta belki şaşırtan ürün, benim için “ideal ürün”. Benim amacım bu ideal ürünlere ulaşabilmek, her günkü rutininize bir kalite eklemek: hislerinizi uyandıran günlük objeler tasarlayarak hayatı daha değerli kılmak. Ben de kendi becerilerim dahilinde başkalarının hayatlarına ‘dolaylı‘ olarak girip farklılık, yenilik getirmeye, malzemesiyle, dokunuşuyla, işleviyle bir ‘kalite’ katmaya çalışıyorum. Benim için ilk basta önemli olan insanların tasarladığım ürünleri kullanımları… Önce alışkanlıkları incelemek, ardından ise bu alışkanlıkları insanlardan tamamen koparmadan bu kullanım alanlarına yenilikler getirmek, hayatlarında değişiklik yaratmak fikri ile projeye başlayıp bu doğrultuda ürünleri tasarlıyorum.

Teknoloji ile tasarımı birleştirdiğimizde ortaya hem şık hem de işlevselliği daha yüksek ürünler çıkabiliyor sanırım…

Aslında evet, tasarım alanında özellikle son yıllarda hızla gelişen önemli teknolojiler var. Ben teknolojiye meraklıyım ama hayallerim teknolojik değil! Bugün teknolojiyle pek çok şey yapabiliyoruz; hayal edip ardından araştırıp teknolojiyle uyguluyoruz evet, ama tersi de mümkün… Bir fotoğrafın sosyal medyada paylaşılma teknolojisinden etkilenerek bambaşka bir proje geliştirebilir ya da aksine hayallerinizdeki yemeğin gerçekleşmesi, kurgulanması için yeni teknolojileri geliştirerek farklı servislerde kullanabilirsiniz. Koz Susani Design olarak tasarladığımız “justaddwater” projesinde olduğu gibi…

 

Her tasarımın ayrı bir yaratıcılık serüveni var. Yaratıcılık ise, yetenek gerektiren bir özellik… Buna bağlı olarak sizce yaratıcılık üstünde çalışılabilecek, eğitimle geliştirilebilecek bir şey mi? Yola yeni başlayan genç tasarımcılara özellikle de genç kadın tasarımcılarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Yaratıcılığın yetenek istediği bir gerçek…  Ancak tek başına yeteneğin etkili olmayacağını düşünüyorum; kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. Endüstri tasarımı ya da herhangi bir diğer yaratıcı meslekle ilgilenmek isteyen kişiler eğer araştırmacı, meraklı, ilgili değillerse; genel kültürleri ve de konu ile ilgili kültürleri, birikimleri yoksa; malzeme bilgisine, uygulama tekniklerine ait ilgisi, bilgisi, deneyimi yoksa ya da o deneyimi oluşturmaktan uzak kalıyorsa; düşünceyi yaratıcılığa çeviremiyorsa; kendinden, deneyimlerinden, yaşamından etkilenemeyip başkalarını örnek alarak kopyalama yapıyorsa; yarattıklarında bir kişiliği yakalayamıyorsa, başarılı olma şanslarının düşük olacağını tahmin ediyorum.

En zengin eğitim içinizdeki ilgiyi ve merakı kamçılayarak geliştirmenizle başlıyor…

 Evet tam da bu şekilde başlıyor ve ardından bunu pekiştirmek, derinleştirmek için okulda aldığınız eğitimin anlamı oluşuyor. Meraklı olmanın yanı sıra çok farklı konularla ilgili olmak, görmeyi öğrenmek, sonsuz deneyimler edinmek sanırım en iyi okulda okumak/öğrenmek kadar faydalı. Görmeyi öğrenmenin, gözlemlemenin, gözünüz açık halde hayal kurabilmenin, tasarımda -ya da herhangi bir başka yaratıcı alanda faaliyet göstermek isteyen herkes için etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Arzu/tutku da önemli bir faktör…  Ancak “heves” değil! Çünkü ancak arzuladığınız bir şey için karsılaşacağınız zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Tasarımcı olabilmek için bu gücünüzün, tutkunuzun ve sabrınızın olması gerekli!

 

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/06/02/dunyaca-unlu-tasarimci-defne-koz-susani-ile-tasarimlari-ve-basarilari-uzerine/feed/ 0
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ve KADIN https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/24/surdurulebilir-kalkinma-ve-kadin/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/24/surdurulebilir-kalkinma-ve-kadin/#respond Mon, 24 May 2021 14:18:24 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2686
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

 

Doğurma, besleme, büyütme ve üretme sadece kadına özgü eylemlerdir. Kadın bu eylemleriyle -aslında bir bakıma- doğayla özel bir etkileşim halindedir. Belki de bu nedenledir ki doğa “Tabiat Ana” ifadesiyle de adlandırılmaktadır.

Kadın sadece bir canlıyı doğurmakla kalmaz; onu besler, büyütür… Bu besleme ve büyütme esnasında çokça da dönüştürür. Yünü eğirip ip elde etmek gibi bütünü böler, eler, inceltir ve olabilecek en zarif haliyle sunar. Kadın hazıra konmak yerine -birlikte- hazırlamak eyleminde daha aktif ve başarılıdır. Söyleyecek sözü, ulaşacak yolu ve tutacak eli varsa hiç çekinmez ve yorulmadan hedefine varmaya çalışır.

Günümüzde ve aslında çağlar boyunca da değişmeyen haliyle kadının toplumsal yeri, maalesef birçok ülkede erkeğin hep bir adım gerisinde olarak tanımlanır. Fakat gerçekleştirdiği ve içinde bulunduğu tüm eylemleriyle kadını incelediğimizde, erkeğin değil bir adım gerisinde belki üç adım ilerisinde konumlandırılması gerekli olduğuna kanaat getiririz. Bu sebepledir ki kadının ekonomik ve sosyal hayata günümüzdekinden daha fazla katılmasına olanak sağlandığında ortaya başarılı modeller çıkmaktadır.

Bu pencereden bakıldığında çok net bir şekilde görülecektir ki bir toplumda hem ekonomik, hem sosyal, hem de çevresel sürdürülebilirlik aslında kadınla birlikte sağlanır. Sürdürülebilir kalkınma, devletlerin başarılı, toplumların ise yüksek refah seviyesi ile mutlu olabilmeleri için gereken en önemli şartlardan biridir. Bunun sağlanması ancak ve ancak toplumdaki tüm bireylere öncelikle eğitimde ve istihdamda eşitlik hakkının verilmesiyle gerçekleştirilir. Çünkü aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakkı ve sosyal adalet konusu olmakla birlikte sürdürülebilir kalkınmanın da önemli bir bileşenidir.

Sürdürülebilir kalkınma, yasalarda kabul gören haliyle hem bugünün hem de gelecek nesillerin, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alabilmek için çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulmasına dayalı kalkınma ve gelişme olarak tanımlanır. Aslında bu açıklama, kadının yaşamsal döngüdeki yerini çok güzel ifade eder. Çünkü kadın doğayla özdeştir; doğalı korur, onu değiştirmek yerine dönüştürür. Bu şekilde de hem ailesinin hem de yaşadığı toplumun devamlılığını sağlar.

Sürdürülebilir kalkınma için kadınların güçlendirilerek kalkınmayı gerçekleştirmelerinin sağlanması gereklidir. Bu şekilde kadının toplum için üretip gelecek kuşaklara miras bırakacağı birçok doğal kaynak olacaktır. Yeter ki gerekli fırsat eşitliği tüm dünya kadınları için sağlansın.

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/24/surdurulebilir-kalkinma-ve-kadin/feed/ 0
TARIMDA KADIN GÜCÜ PANELİ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/17/tarimda-kadin-gucu-paneli/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/17/tarimda-kadin-gucu-paneli/#respond Mon, 17 May 2021 09:26:39 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2675
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

 

KADIN DOSTU MARKALAR – TARIMDA KADIN GÜCÜ PANELİ BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİ

YouTube Kadın Dostu Markalar Tv’de farkındalık programlarının açılışı 14 Mayıs Çiftçiler Günü Özel Programı ve çok özel konukları ile gerçekleşti. Kadına dair, kadının gücünü ve ekonomi, kalkınma, sürdürülebilirlik için önemini her fırsatta, her programda ortaya koymaya devam edeceğiz.

Moderatörlüğünü Sn. Ali Ekber Yıldırım’ın gerçekleştirdiği programın konukları; Pınar Parmaksız / Netafim Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü, Mehmet Resi / Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı, Burcu Türkay / Olam Progıda Global Sürdürülebilirlik Müdürü oldu.

Programda tarımda kadın gücünü, tarımsal kalkınmada kadının rolünü, sektörün önemli sorunlarını ve çözüm önerilerini, yapılan akıllı uygulamalar ve örnek projeleri konuştuk. Anadoluda buğdayı, karadenizde fındığı ve kuraklık ile mücadelede sulamamın önemi ve akıllı tarım uygulamalarını konuştuk.

Programın özel konuğu Sn. Ebru Baybara da, Mardinden yola çıkıp, güney doğuda Mezopotamya toraklarında kuraklık ve sürdürülebilirlik için ortaya koydukları çok değerli çalışmaları hakkında izleyenlerimize bilgiler paylaştı.

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/17/tarimda-kadin-gucu-paneli/feed/ 0
HEPSİBURADA “GİRİŞİMCİ KADINLARA TEKNOLOJİ GÜCÜ” PROGRAMI İLE ULUSLARARASI ÖDÜL ALDI https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/11/hepsiburada-girisimci-kadinlara-teknoloji-gucu-programi-ile-uluslararasi-odul-aldi/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/11/hepsiburada-girisimci-kadinlara-teknoloji-gucu-programi-ile-uluslararasi-odul-aldi/#respond Tue, 11 May 2021 12:04:03 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2648
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

 

 

40’a yakın kategoride, 50 milyonu aşkın ürün çeşidiyle aylık 200 milyondan fazla ziyarete ev sahipliği yapan Türkiye’nin online alışveriş sitesi Hepsiburada, “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü” programıyla uluslararası ölçekte fark yaratan markaları ve projeleri ödüllendiren The Global Business Excellence Ödülleri’nde “Üstün İş Ödülü”ne layık görüldü.

E-ticaret platformu Hepsiburada, 2017 yılında kadınların ekonomiye katılımlarına ve e-ticarette güç kazanmalarına katkı sağlamak için başlatılan başlattığı ve bugüne kadar 19 binden fazla kadın girişimciye destek sağladığı “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı” ile The Global Business Excellence Ödülleri’nde “Üstün İş” (Outstanding Business) kategorisinin kazananı oldu.

Hepsiburada’nın, daha fazla kadını e-ticaret sektöründe var olmaya teşvik ederek Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağladığını ve global uygulamalara örnek olduğunu vurgulayan The Global Business Excellence jürileri, “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı” sayesinde, platform üzerindeki işletmelerin oranının %6’dan %25’e yükselmesinin ve kadınların sağladığı ticari başarının, projenin niteliğinin önemli bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Jüri üyeleri ayrıca, Hepsiburada’nın, Türkiye’deki girişimci kadınların el emeği ürünlerine ekonomik değer kattığını ve finansal hedeflerini geliştirme imkanı sağladığını ifade etti. Bu doğrultuda ekonomiye sunulan katma değerin de umut verici olduğunun altını çizen jüriler, sağlanan toplumsal faydanın yanı sıra, kadınların ekonomiye katılımlarına destek verip eşitliğe katkı sunduğu için Hepsiburada’yı tebrik ettiler.

Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Mutlu Erturan, kadınların ekonomiye katılımlarını desteklemek amacıyla hayata geçirdikleri “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü” programının aldığı prestijli ödülün mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını dile getirdi. Program kapsamında bugüne kadar 19 binden fazla kadın girişimcinin hayallerine destek olma fırsatı bulduklarını da aktaran Erturan sözlerini, “Teknoloji gücümüzü seferber ettiğimiz bu programla ülkemizin sürdürülebilir ekonomik büyümesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye’nin Hepsiburada’sı olarak kadın girişimcilere olan desteğimizi sürdürmeye her daim devam edeceğiz. Bu ödülü almamıza vesile olan herkese teşekkür ederim.” diyerek sonlandırdı.

 

81 ildeki Girişimci Kadınlara destek

Girişimci Kadınlarla Teknoloji Gücü programı; sunduğu birçok destek ve Hepsiburada’dan aldığı teknoloji gücü ile Türkiye’nin 81 ilindeki 19 binden fazla girişimci kadına ve 50 kadın kooperatifine ulaştı. Programa dahil olan kadın girişimcilere, Hepsiburada’nın aylık 200 milyondan fazla ziyareti ağırlayan ekosisteminde mağaza açma, indirimli komisyon oranlarından faydalanma, reklam ve pazarlama desteği, eğitim ve indirimli kargo imkanı gibi destekler sunuluyor. Pandemi döneminde girişimci kadınlar programın sunduğu desteklerle siparişlerinde %65’lik artış sağlarken, bugüne kadar %95’i satış başarısı gösterdi ve işlerini 98 kat büyüttüler.

 

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/11/hepsiburada-girisimci-kadinlara-teknoloji-gucu-programi-ile-uluslararasi-odul-aldi/feed/ 0
ANADOLU KÜLTÜR SANAT KALKINMA VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ’NDEN KADIN EMEĞİNE TAM DESTEK https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/10/anadolu-kultur-sanat-kalkinma-ve-yardimlasma-derneginden-kadin-emegine-tam-destek/ https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/10/anadolu-kultur-sanat-kalkinma-ve-yardimlasma-derneginden-kadin-emegine-tam-destek/#respond Mon, 10 May 2021 11:16:39 +0000 https://www.kadindostumarkalar.org/?p=2625
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

 

 

Anadolu Kültür Sanat Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği, pandemi döneminde yasaklar, kapanan pazarlar ve pazar alışverişlerinin düşmesi sebebiyle ürünlerini pazarlama imkanı gittikçe daralan kadın üreticilerin, yıl boyu ürünlerini satabilmeleri amacıyla “Açık Pazar Hareketi” adında bir dayanışma hareketi başattı.

 Anadolu Kültür Sanat Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği tarafından kurulan Açık Pazar Hareketi, pandemi döneminde yasaklar ve pazar alışverişlerinin düşmesi dolayısıyla ürünlerini pazarlama imkanı gittikçe daralan kadın üreticileri kadinureticiden.com” web sitesi üzerinden, komisyonsuz olarak tüketici ile buluşturuyor. Bu buluşmada yapılan alışverişlerden hiçbir şekilde komisyon ve kargo ücreti talep edilmiyor. Üye üreticilerden herhangi bir aidat ücreti alınmıyor.

Tüketicilerle küçük ölçekli kadın üreticileri aracısız olarak buluşturduklarına değinen Anadolu Kültür Sanat Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ömer Serdar Karaca, amaçlarını ve faaliyetlerine dair yaptığı açıklamada, sağlıklı beslenmenin herkesin hakkı olduğunu ve sağlıklı besinlerin daha ulaşılabilir olması gerektiğini savunduklarını dile getirdi. Gezegendeki yaşam kaynaklarına ağır bedel ödeten kâr odaklı gıda üretimi yerine dünyayı besleyen emekçi kadınları güçlendirmek istediklerine vurgu yapan Karaca, kadın üreticilerin üretici pazarları ve köy pazarlarında satışa sundukları ürünleri makbuz karşılığında değerinden satın aldıklarını, bu ürünleri gerekli şekilde ambalajlayarak ve üzerine hiçbir kar koymadan kadinureticiden.com sitesinde üreticinin ve pazarın isminin de olduğu etiketle satışa sunduklarını anlattı.

 Projenin işleyişi

Satışı yapılan ürünlere dair bilgi veren, Anadolu Kültür Sanat Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Danışmanı ve Açık Pazar Hareketi’nin mimarlarından Kübra Sultan Yüzüncüyıl; ürün seçiminde çok ciddi bir ön araştırma süreci olduğunun altını özellikle çizdi.

Oluşturulan bir saha ekibiyle, ürünleri seçerken titizlikle çalıştıklarından, her bölgede üretimi yerinde gören birkaç gönüllünün varlığından söz etti ve işleyiş hakkında kısaca bilgi verdi: “İlk etapta saha temsilcilerimizin bire bir ulaştığı üretici kadınlarla yola başladık. Şimdi ise çoğunlukla sitemiz üzerinden “Bizimle satış yapın formu” ile üretici kadınlarla iletişime geçiyoruz. Açık Pazar Hareketi’ne katılmak isteyen üreticilerin ürünlerinden birer numune alıyor, ürünlerin içeriğiyle ilgili bilgileri tarafımıza ulaştırmalarını istiyoruz. Gelen numune ürünler demo şefimiz tarafından mutfakta test ediliyor. Onay aldığı takdirde ürünler sisteme dahil ediliyor.”

Kadın Üreticilere Çok Yönlü Destek

Hem gıda güvenliğini vurgulamak hem de kadın emeğini görünür kılmak yolunda anlamlı bir fark yaratan Açık Pazar Hareketi, kadınları hem ekonomik hem de sosyal alanda güçlendirmek hedefiyle faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Proje kapsamında üretici kadınların dijital medya okuryazarlığı ve gıda okuryazarlığı gibi eğitimlere katılmaları sağlanırken hareketin hedefi daha da genişletiliyor ve ulaşılacak noktada 40.000 kadın üreticiye dokunmak ve onların her açıdan güçlendirmesine destek olmak planlanıyor. Uzun vadede ise kadın üreticiler için bir okul kurmak hedefleniyor. Küçük ölçekli üretim yapan kadınların en çok ihtiyaç duyduğu emeklilik planlama konusunda da destek programları oluşturulması düşünülüyor.

]]>
https://www.kadindostumarkalar.org/2021/05/10/anadolu-kultur-sanat-kalkinma-ve-yardimlasma-derneginden-kadin-emegine-tam-destek/feed/ 0