11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

5,0/(3)
11 Ekim 2022 Salı
Yorum (0)
11 EKİM DÜNYA KIZ ÇOCUKLARI GÜNÜ

2012 yılından beri 11 Ekim, Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanmakta.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu tarihte Türkiye, Kanada ve Peru’nun girişimleri sonucunda kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla 11 Ekim’i “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak ilan etti. Birleşmiş Milletler tarafından alınan bu kararla, kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizlik konusunda farkındalığın artırılması amaçlanmaktadır. Eğitim hakkı, beslenme, yasal haklar, kadına yönelik şiddet ve zorla evlilik konuları da Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında gündeme taşınmaktadır.

Birleşmiş Milletler tarafından alınan söz konusu kararda “Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedeflerine” ulaşılması ve kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararların alınmasına katılımı açısından desteklenmesinin, güçlendirilmesinin son derece önemli olduğu belirtilmiş, ayrıca bunun başarılmasının kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddeti önleyeceği, onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlayacağı vurgulanmıştır. Yine bu kararda, kız çocuklarının güçlendirilmesinde ailelere ve toplumlara büyük rol düştüğü de ifade edilmiştir.

Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklarının dünyanın her yerinde karşılaşmakta olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eğitim, sağlık ve sosyal haklara erişim sorunlarına vurgu yapmak amacıyla her yıl 11 Ekim’de kutlanmaktadır. Bu özel günün amacı; kız çocuklarının güçlenmesi için yapılan sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yatırımların arttırılması yoluyla var olan yoksulluk, şiddet, dışlanma ve ayrımcılığın önüne geçilmesini sağlamaktır.

Birleşmiş Milletler tarafından 2015 yılında düzenlenen “Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde” benimsenen ve 193 ülkenin onayladığı “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi” başlıklı bildiride ifade edilen hedefler, “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumlarını güçlendirmek” başlığı altında yer almış ve böylece konuya özel önem atfedilmiştir.

Küresel çapta kız çocuklarının yaşadığı sorunların ele alınması bir yönüyle sorunun büyüklüğünü gösterirken diğer yanıyla da sorunun çözümü konusunda geniş bir işbirliği niyetinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Erken yaşta evlendirilme, ücretsiz ev işlerinde çalıştırılma, eğitim olanaklarından daha az yararlanma, sağlık ve sosyal haklara erişim sorunlarının yanı sıra yaşanan yerel ve bölgesel çatışmaların birincil mağduru olma gibi ortak sorunlar, dünya genelinde kız çocuklarının yaşadığı güncel sorunlar arasındaki yerini halen korumaktadır.

Türkiye, Dünya Kız Çocukları Günü’nün kabul edilmesinde öncülük eden ülkelerden birisi olmakla birlikte kız çocuklarının yaşadığı sorunlara halen köklü çözümler bulamamıştır. Erken yaşta kız çocuklarının evlendirilmesi, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve güvenli barınma koşulları bakımından kız çocuklarının haklarının daha fazla ihlal edildiği gerçeği halen varlığını korumaktadır. Yapılan araştırmalar, çocuk işçiliği yanında ev işlerinde de en çok kız çocuklarının emek sömürüsüne maruz kaldığını ortaya koymaktadır.

Okullaşma oranlarına bakıldığında bölgesel farklar yanında kız çocuklarının okul hayatının ileriki sınıflarında giderek eğitim ortamlarından koptukları her bölgede görülmektedir. Bununla birlikte kız çocuklarının bazı bölgelerdeki okula devam etme oranlarının diğer bölgelerden daha da düşük olması gerçeği halen devam etmektedir.

Ayrıca; kadının insan haklarının korunması ile toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama bakımından önemli hükümler içeren ve İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen sözleşmeden Türkiye 1 Temmuz 2021 yılında çekilmiştir. Bu durumun ülkemizde oldukça kırılgan ve dezavantajlı konumda olan kadın ve kız çocukların haklarının korunması ve geliştirilmesi bakımından geri bir adım olduğu düşünülmektedir.

Bu nedenle;

Dünya Kız Çocukları Günü’nün kabul edilmesinde BM nezdinde öncülük eden Türkiye; bu girişimine yaraşır bir çabanın göstergesi olarak;

1- İstanbul Sözleşmesine yeniden taraf olmalıdır.

2- Kız çocuklarına karşı her türlü şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi için Ulusal Eylem Planını, kadın ve çocuk hakları örgütlerinin katılımı ile uluslararası hak belgelerinde sıralanan hakları içselleştirecek ve erişilebilirliği olacak şekilde hazırlamalı ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kız çocuklarıyla ilgili her tür iş ve işlemi bu plan çerçevesinde yürütmekle yükümlü kılmalıdır.

3- Kız çocuklarının toplumsal, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik olanaklarından daha iyi yararlanabilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için gerekli olan kaynakları her düzeyde sağlamalıdır.

Dünyada her yıl milyonlarca kız çocuğu ayrımcılıkla mücadele ediyor; toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle karşı karşıya kalıyor; eğitim hakkı, sağlık hakkı gibi birçok temel hakka erişemiyor.

BM, COVID-19 pandemisi döneminde önemi daha çok artan dijital araçlara erişimde kız çocuklarının sahip olduğu dezavantaja dikkat çekiyor. UNICEF’in yayınladığı bir rapor, oğlan çocukları arasında internet kullanımının ve cep telefonuna erişimin kız çocuklarına oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Öte yandan kız çocukları, pandemi öncesinde bile kolayca erişemedikleri doğru bilgi ve hizmetlere pandemiyle birlikte artık daha da zor ulaşıyor. Uzaktan eğitim süreci, kız çocuklarının ev işi ve çocuk bakımı gibi konularda sorumluluk almalarına; eğitime aktif bir şekilde katılamamalarına yol açtı. MEB tarafından hazırlanan bir raporun da belirttiği gibi, özellikle kalabalık, düşük gelirli ailelerde bulunan kız çocukları, bu süreçte daha fazla ev işi sorumluluğu yüklendi. Öyle ki, okullar artık açık olsa da birçok kız çocuğunun okula devam edemeyeceği tahmin ediliyor. UNICEF, pandemi sonrasında dünya genelinde yaklaşık 10 milyon kız çocuğunun, çocuk yaşta evlendirilme riski altına olduğunun altını çiziyor.

Kız çocukları içinde daha kırılgan grupta olan mülteci kız çocukları ise eğitim hakkı, dil bariyeri ve maddi yoksunluktan dolayı daha fazla risk altında.

Tüm yetişkinler, eğitimciler, ebeveynler, sivil toplum kuruluşları, başta Barolar ve Tabip Odaları olmak üzere meslek örgütleri; başta Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere kamu kurumları ve yerel yönetimler, medya… Herkesin kız çocuklarının haklarına erişebilmesi için yapması gerekenler var.

Dilde değişim olmalı:

“Sen kız çocuğusun yapamazsın, kız çocuğu okumaz, ev işlerini kız çocuğu yapar” gibi toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı pekiştiren ifadeler kullanılmamalı.

Eğitime katılım desteği sağlanmalı:

Kız çocuklarının eğitim hayatına katılımı ve devamlılığı araştırılmalı, tespit edilen sorunların nedenleri belirlenmeli ve bu nedenlerin ortadan kaldırılması için başta MEB ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm toplum ve ilgili kamu kurumları iş birliği yaparak çalışmalar yürütmeli.

Eşit haklar farkındalığı yaratılmalı:

MEB gibi kamu aktörleri ve sivil toplum kuruluşları toplumu çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bilgilendirmeli. Eğitim ve farkındalık artırma çalışmaları, sadece toplantı salonlarında değil mahallelerde, köylerde, herkese ulaşılabilecek yollar ve kanallarla uygulanmalı. Okullarda çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği müfredatının oluşması sağlanmalı.

Medya da sorumluluk alarak televizyon ve sosyal medya kanallarıyla çocuk haklarının ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bilinirliğini sağlamalı.

İstismardan koruma tedbirleri alınmalı:

Çocuklara karşı her türlü istismar yetkililere bildirilmeli. Yetişkinler, aileler ve sivil toplum kuruluşları, çocuklara karşı her türlü istismarın önlenmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Hizmetleri Birimi’ne ya da Sosyal Hizmet Merkezlerine, ALO 183 Sosyal Destek Hattı’na, Emniyet Müdürlüklerine, Sağlık Kuruluşlarına, CİMER’e, 155 aranarak polise, 156 aranarak jandarmaya bildirim yapmalı ve şikayet mekanizmaları etkin şekilde kullanılmalı.

Güvenli alanlar oluşturulmalı:

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimciler, ebeveynler ve sivil toplum kuruluşları, çocukların okullarda, evlerde, toplum merkezlerinde seslerini duyurabilecekleri güvenli alanlar oluşturmalı; oyunlar ve psiko-sosyal destek etkinlikleri ile kendilerini ifade edebilecekleri imkânlar yaratmalı. 

Dijital beceri desteği sağlanmalı:

İnternet kullanımı, dijital araçlara erişim ile ilgili eşitlik sağlanabilmesi ve kız çocuklarının dijital becerilerinin desteklenmesi için çalışmalar yürütülmeli. Dijital kaynaklara ulaşamayan, dijital kaynaklara nasıl erişebileceğini veya internet kullanımını bilmeyen çocukların tespiti için çalışmalar yapılmalı.

Bu içeriği yararlı buldunuz mu?
Vereceğiniz puan ile içeriği katkıda bulunmuş olacaksınız
...
1 puan2 puan3 puan4 puan5 puan


Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Kategori'ye Ait Diğer Haberler