
Türkiye’de kadın girişimciliğini güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), 2020-2025 dönemini kapsayan sosyal etki raporunu paylaştı. “Yatırımın Sosyal Getirisi Etki ve Kalitatif Araştırma Raporu”na göre, derneğin projelerine yapılan her 1 TL’lik yatırım, topluma 4,80 TL değerinde sosyal fayda sağlarken; kadınların hayatında profesyonel, sosyal ve duygusal alanlarda kalıcı dönüşüm yarattı.
Türkiye’de kadın girişimciliğini desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), 2020-2025 dönemini kapsayan faaliyetlerinin sosyal etkisini ölçümlediği “Yatırımın Sosyal Getirisi Etki ve Kalitatif Araştırma Raporu” sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
Dünyada en yaygın kullanılan etki analizi çerçevesi olan Yatırımın Sosyal Getirisi yöntemiyle hazırlanan araştırma sonuçlarına göre, KAGİDER’in 2020–2025 dönemindeki projelerinde yapılan her 1 TL’lik yatırım, paydaşlar için 4,80 TL değerinde sosyal fayda oluşturdu.
Araştırmanın ortaya koyduğu bulgular doğrultusunda değerlendirmede bulunan KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Biz sadece ne yaptığımızı değil yarattığımız etkiyi, bu etkinin ne kadar derin ve kalıcı olduğu da şeffaf biçimde ortaya koymak istedik. Yatırımın Sosyal Getirisi oranımızın 1:4,80 çıkmasının, KAGİDER’in kaynakları yüksek etkiyle kullanan, toplumsal faydası ölçülebilir bir sivil toplum aktörü olduğunu ortaya koyduğunu söylemekten elbette ki gurur duyuyorum. Bu oran sadece bir finansal çarpan değil, güvenin, emeğin ve kolektif dayanışmanın somut bir göstergesi” şeklinde konuştu.
“Anadolu odaklı kapsayıcı stratejileri büyütmeyi ve daha fazla kadına ulaşmayı hedefliyoruz”
“Bu rapor bizim için sadece geçmişin bir özeti değil, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluğumuzun da bir pusulası” diyen Bezircioğlu, KAGİDER’in ileriki dönem hedeflerinden de bahsetti. Önümüzdeki dönem KAGİDER olarak Anadolu odaklı kapsayıcı stratejileri büyütmeyi planladıklarını belirten Bezircioğlu, “Daha erişilebilir ve daha kapsayıcı bir iletişim diliyle daha fazla kadına ulaşmayı ve mikro topluluklar üzerinden etkileşimi süreklilik kazanan yapılara dönüştürmeyi, kurumsal hafızamızı dijital bir kütüphaneyle kalıcı hale getirmeyi ve teknolojiyle yapay zekâ odaklı içeriklerle kadınları geleceğin iş dünyasına hazırlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Temel önceliğimiz; kadın girişimciliğini daha kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirmek”
Kadınların artık ekonominin sessiz gücü olmaktan çıkarak dönüşümün aktif ve belirleyici aktörleri haline geldiğini vurgulayan Bezircioğlu, “Kadın girişimciliği yalnızca büyümüyor, olgunlaşıyor ve derinleşiyor. Bir diğer önemli dönüşüm ise motivasyon tarafında yaşanıyor. Kadınlar artık yalnızca gelir elde etmek için değil, potansiyellerini gerçekleştirmek, bağımsızlık kazanmak ve toplumsal fayda yaratmak için iş kuruyor” diye konuştu.
Bu yolculukta hala aşılması gereken önemli başlıklar olduğuna dikkat çeken Bezircioğlu, KAGİDER olarak yalnızca destekleyen değil, dönüştüren, birleştiren ve güçlendiren bir hareketin merkezinde yer almayı önceliklendirdiklerini söyledi. Kadın girişimciliğini daha kapsayıcı, daha erişilebilir ve daha sürdürülebilir hale getirmenin temel öncelikleri olduğunu belirten Bezircioğlu şu ifadeleri kullandı:
“Bu doğrultuda KAGİDER Global Platformu ile farklı ülkelerde yaşayan tüm kadın girişimcilere, yöneticilere ve akademisyenlere aynı ağı oluşturuyor, uluslararası iş birliklerinin önünü açıyoruz. KAGİDER Momentum Programımızla ise kadın girişimcilerin işlerini büyütme kapasitelerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Eğitim, mentorluk ve ağlara erişim imkânlarıyla kadınların bir sonraki aşamaya geçmelerine destek oluyoruz.”
“Ben de yapabilirim” inancı en belirgin dönüşüm olarak öne çıktı
Araştırma raporunun bulgularını basın mensuplarıyla paylaşan KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Gülin Yücel ise KAGİDER’in yarattığı etkinin yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı kalmadığını vurguladı. Yücel, “KAGİDER Etkisi”nin paydaşların yaşamında üç temel alanda derinleştiğine dikkat çekerek, kadın girişimcilerin iş süreçlerini artık daha bilinçli yönettiğini, stratejik düşünme becerilerinin güçlendiğini ve dernekten alınan destek ile eğitimlerin önemli bir güven ve onay kaynağına dönüştüğünü ifade etti.
KAGİDER çatısı altında benzer deneyimleri paylaşan kadınlar arasında kurulan güçlü bağların girişimcilikte sıkça hissedilen yalnızlık duygusunu azalttığını belirten Yücel, bu aidiyetin bireysel ve kurumsal düzeyde prestij ve itibar artışı sağladığını da aktardı. Rapora göre, derneğin dokunduğu kadınlarda özgüven ve cesaretin belirgin biçimde yükseldiğini söyleyen Yücel, “ben de yapabilirim” inancının ortaya çıkan en güçlü dönüşüm alanlarından biri olduğunu kaydetti.
"'Ben nasıl KAGİDER’in parçası olabilirim' çekincesi hızla değişti"
Araştırmanın, KAGİDER’in dışarıdan bakıldığında güçlü, profesyonel ve yüksek itibara sahip bir sivil toplum markası olarak algılandığını ortaya koyduğunu belirten Yücel, dernekle temas kuran paydaşlar açısından ise samimi, destekleyici ve güven veren bir topluluk deneyimi sunduğunu söyledi.
İlk başta ‘ben nasıl KAGİDER’in parçası olabilirim’ çekincesinin, KAGİDER projelerine dahil olundukça hızla değiştiğini; güçlü bir aidiyet, destek ve dayanışma duygusunun öne çıktığını ve katılımcıların süreç boyunca son derece olumlu deneyimler yaşadığını vurguladı. Bu tespitlerin, erişilebilirlik, kapsayıcılık ve proje sürekliliği alanlarında önemli bir gelişim potansiyeline işaret ettiğini ifade etti.








Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.