Güvenli Alanı Değil, Cesareti Seçen Bir Girişimcilik Hikâyesi

Oluşturma Tarihi : 22 Nisan 2026 Çarşamba

Emek Laboratuvar ve Laborem Natura Kurucusu Emine Kurtay, girişimcilik yolculuğunu güvenli alanlardan değil, risk aldığı anlardan inşa eden bir kadın lider olarak öne çıkıyor. “Benim hikâyem güvenli alanı seçmekle değil, risk aldığım anlarla yazıldı” diyen Kurtay, doğadan geleni emek ve bilimle dönüştüren üretim anlayışıyla hem endüstriyel hem de kozmetik alanda fark yaratan bir girişimcilik modeli ortaya koyuyor.

İşletme mezunu olan Emek Laboratuvar ve Laborem Natura Kurucusu Emine Kurtay, uzun yıllar özel sektörde edindiği deneyimin ardından hayatının en önemli kırılma noktalarından birini, yüksek lisansını tamamladığı gün yaşadı. Aynı gün işsiz kalması, onun için bir son değil; yeni bir başlangıcın ilk adımı oldu. Bu süreci, “Güvenli alanım bitmişti ama cesaretim başlamıştı” sözleriyle tanımlayan Kurtay, kariyerinde yön değiştirdiği bu anı girişimcilik yolculuğunun temel yapı taşı olarak görüyor.

Ticaretle iç içe bir ailede büyüyen Kurtay, üretmenin, risk almanın ve ayakta kalmanın ne anlama geldiğini çocukluk yıllarından itibaren gözlemleyerek öğrendi. Bu birikim, işsiz kaldığı dönemde karşısına çıkan fırsatları değerlendirmesinde belirleyici oldu. Kız kardeşinin doktora sürecinde geliştirilen pas sökücü ve endüstriyel ürünleri ticarileştirme fikri, bu dönemin en somut çıkış noktası oldu. Bu fikri hayata geçirmek üzere KOSGEB desteğiyle ilk iş yerini kuran Kurtay, “Emek harcanarak yapılan her iş değerlidir” mottosuyla Emek Laboratuvar’ı kurdu.

Bugün 9. yılına yaklaşan Emek Laboratuvar, yalnızca endüstriyel üretim yapan bir işletme olmanın ötesine geçerek Ar-Ge odaklı, yenilikçi ve kadın emeğini merkeze alan bir yapıya dönüştü. Kurtay’ın üretim yaklaşımı ise zamanla farklı bir alana evrildi. Bir hammaddenin gerçek etkisini anlamadan hiçbir formüle onay vermeyen yaklaşımı, onu yerel ve güçlü bir değer olan siyah pirinçle buluşturdu.

Siyah pirinci yalnızca bir içerik olarak değil; bilimsel potansiyeli yüksek, sürdürülebilir ve yerel bir değer olarak konumlandıran Kurtay, bu vizyon doğrultusunda Laborem Natura markasını hayata geçirdi. Atıkları değerlendiren, doğayı merkeze alan ve Ar-Ge temelli ilerleyen bu marka, onun üretim anlayışının ikinci güçlü ayağını oluşturdu.

Kriz anlarında hızlı ve cesur kararlar alabilen Kurtay, COVID-19 döneminde kapanmaların başladığı son mesai gününde aldığı kararla çiçek kokulu ütü sularını piyasaya sunarak girişimcilik refleksini bir kez daha ortaya koydu. Kurtay, bugün geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Benim hikâyem güvenli alanı seçmekle değil, risk aldığım anlarla yazıldı. Ve hâlâ aynı yerden ilerliyorum: Doğadan geleni, emekle ve bilimle dönüştürerek.”

“‘Yapamazın’ diyenler olacak ancak asıl mesele, o seslere rağmen cesaretle ilerleyebilmek”

Emine Kurtay’ın girişimcilik yolculuğu yalnızca fırsatları değerlendirmekle değil, karşısına çıkan önyargılarla mücadele etmekle de şekillendi. Özellikle kimya temelli üretim ve laboratuvar süreçlerini birlikte yürüttüğünü ifade ettiğinde, bu alanın zorluğu üzerinden geri adım atması gerektiğini ima eden yaklaşımlarla sıkça karşılaştı. Pas sökücü üretimine başladığı ilk dönemde ise güçlü rakipler örnek gösterilerek bu alanda var olmasının kolay olmayacağı dile getirildi.

Ancak Kurtay, bu söylemleri bir engel olarak değil, kendini daha iyi hazırlaması gereken bir alan olarak gördü. Karşılaştığı önyargıları motivasyona dönüştürerek işini daha sağlam temeller üzerine kurmaya odaklandı.

Bu sürecin en belirgin örneklerinden biri, Ar-Ge odaklı yaklaşımının merkezinde yer alan siyah pirinç projesi oldu. Siyah pirinci kozmetik alanında kullanma fikri ilk ortaya çıktığında ciddi şüpheyle karşılandı. Kurtay, bu şüphelere duygusal tepkiler vermek yerine bilimsel verilerle yanıt vermeyi tercih etti. Aldığı eğitimler, yürüttüğü kapsamlı literatür taramaları ve geliştirdiği projelerle bu fikri somut bir değere dönüştürdü ve Türkiye’de bu alanda öncü bir adım attı.

Kadın girişimci olmanın getirdiği zorlukların yanı sıra sunduğu fırsatları da doğru değerlendiren Kurtay, devlet destekleri ve Teknopark bünyesinde sağlanan iş birlikleri sayesinde girişimini daha güçlü bir zemine taşıdı. Ticaret Odası ile yapılan protokoller kapsamında elde edilen kira ve işletme destekleri, bu sürecin önemli yapı taşları arasında yer aldı. Bugün geldiği noktada, karşılaştığı tüm önyargıları geride bırakarak kendi yolunu çizen Kurtay, her zaman “yapamazın” diyenlerin olacağını ancak asıl meselenin o seslere rağmen bilgiyle, cesaretle ve emekle ilerleyebilmek olduğuna inanıyor.

Liderliği birlikte üretmek ve denge kurmak olarak tanımlıyor

Liderliği birlikte üretmek ve denge kurmak olarak tanımlıyor

Emine Kurtay’a göre liderlik, tek başına karar veren ve katı kurallarla yöneten bir otorite figürü olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Onun yaklaşımında liderlik; ekibiyle birlikte düşünen, fikirleri ortak akılla geliştiren ve yönlendirmekten ziyade ilham veren bir süreci kapsıyor. Kurtay, çalışanların yalnızca bir iş gücü değil, üretim sürecinin aktif bir parçası olduğu bir yapı kurmanın, sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyor.

Kendi liderlik pratiğinde de bu anlayışı merkeze aldığını belirten Kurtay, geliştirdiği her yeni iş fikrini ve Ar-Ge çalışmasını ekibiyle birlikte şekillendirdiğini ifade ediyor. Çalışanlarının görüşlerini yalnızca dinlemekle kalmadığını, karar süreçlerine aktif olarak dahil ettiğini vurgulayan Kurtay, bu yaklaşımın üretim kalitesine de doğrudan yansıdığını dile getiriyor. Nitekim ekip arkadaşlarının onaylamadığı bir ürün ya da koku için hammadde seçimi yapmaktan bilinçli olarak kaçındığını belirtiyor.

Kendisini “birlikte üreten, dinleyen ve cesaretlendiren” bir lider olarak tanımlayan Kurtay, zaman zaman kendine yönelttiği bir sorunun altını çiziyor: “Çalışanları bu kadar işin mutfağında tutmak mı daha doğru, yoksa bazı kararları daha net sınırlarla almak mı?” Kurtay’a göre bu dengeyi kurabilmek, liderliğin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Ar-Ge odaklı üretim yaklaşımıyla iki farklı alanda değer yaratıyor

Ar-Ge odaklı üretim yaklaşımıyla iki farklı alanda değer yaratıyor

Emine Kurtay’ın kurucusu olduğu Emek Laboratuvar, bugün endüstriyel ve kozmetik alanlarda Ar-Ge, üretim ve tedarik faaliyetlerini bir arada yürüten çok yönlü bir yapı olarak faaliyet gösteriyor. Endüstriyel tarafta yüzey temizleyici ve bakım ürünleri geliştiren şirket; kamu ve özel kurumlara laboratuvar sarf malzemeleri, kimyasallar ve cihaz satışı gerçekleştirirken, ihaleler aracılığıyla kurumsal tedarik süreçlerinde de aktif rol alıyor.

Kozmetik alanında ise siyah pirinç odaklı, fonksiyonel ve Ar-Ge temelli ürünler geliştiren Kurtay; sabun, katı şampuan, cilt ve vücut bakım ürünleri, ütü suyu çeşitleri ve ayak bakım ürünlerinden oluşan geniş bir ürün portföyüyle üretim faaliyetlerini sürdürüyor.

2025 yılı, Emek Laboratuvar için hızlı büyümeden çok dönüşüm ve güçlenme odağında geçen bir yıl oldu. Üretimde nicelikten ziyade niteliğe odaklanan Kurtay, mevcut formülasyonları yeniden ele alarak analiz ve iyileştirme süreçlerini önceliklendirdi. İç pazarda ise doğrudan satış ve online kanallarda daha kontrollü ve sürdürülebilir bir büyüme modeli benimsendi.

Aynı yıl, marka açısından önemli kazanımları da beraberinde getirdi. İlk patent tescil süreci tamamlanırken, Laborem Natura markasıyla TOBB tarafından yürütülen “Yükselen Markalar Türkiye” projesinde kozmetik alanında seçilen tek marka oldu. Güvenilir Ürün Platformu tarafından 2025 Feed The Future ödülüne layık görülen marka, TOBB, UNDP, Türk Telekom ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen “Dijitalde Hayat Kolay” projesinden aldığı hibe ile laboratuvar altyapısını güçlendirdi. Ürünlere yönelik bilimsel çalışmalar ise akademik yayınlarla desteklenmeye devam etti.

Yatırım tarafında büyük ölçekli genişlemeden ziyade altyapıyı güçlendirmeye odaklanan Kurtay, laboratuvar ekipmanları, analiz süreçleri ve üretim kapasitesine yönelik yatırımlar gerçekleştirdi. İhracat alanında ise aktif satıştan çok, yurt dışı pazar araştırmaları ve doğru konumlandırma stratejileri üzerine hazırlık süreci yürütüldü.

“Başarı, yalnızca satış rakamlarıyla değil; başkalarına cesaret verebilme gücüyle ölçülüyor”

Emine Kurtay, marka yolculuğunu yalnızca ticari hedefler üzerinden değil, yarattığı etki üzerinden tanımlıyor. Kısa vadede önceliğinin, Ar-Ge’si tamamlanan ürünleri güçlü bir lansmanla pazara sunmak ve siyah pirinci kozmetik sektöründe bağımsız bir kategori haline getirmek olduğunu belirten Kurtay, bu alanda akla gelen ilk marka olmayı hedefliyor.

Yerel bir hammaddeden global bir marka hikâyesi yaratmayı amaçlayan Kurtay, markasını kozmetik mağazaları ve freeshoplar aracılığıyla ulusal ve uluslararası ölçekte görünür kılmayı planlıyor. Aynı zamanda kadın buluşmalarında daha aktif rol alarak kendi hikâyesiyle başka kadınlara ilham vermeyi önemsiyor. Kurtay’a göre başarı, yalnızca satış rakamlarıyla değil; başkalarına cesaret verebilme gücüyle ölçülüyor.

İhracat tarafında ise kontrollü ve sürdürülebilir bir büyüme modeline odaklanan Kurtay, Türkiye İhracatçılar Meclisi üyesi bir marka olarak hedefinin, yalnızca yurt dışına ürün gönderen değil, dış pazarlarda kalıcı yer edinen bir yapı kurmak olduğunu ifade ediyor.

Uzun vadede Emek Laboratuvar’ı fabrika ölçeğinde üretim yapan, güçlü Ar-Ge altyapısına sahip ve kadın istihdamını merkeze alan bir üretim üssüne dönüştürmeyi hedefleyen Kurtay, 10. yıl itibarıyla bu dönüşümün temellerini atmayı planlıyor. Sosyal sorumluluk projelerini büyüterek markasını toplumsal etki yaratan bir yapıya dönüştürmek de öncelikleri arasında yer alıyor.

Kopyalamak yerine yön veren bir üretim anlayışıyla ilerliyor

Emine Kurtay’a göre girişimini farklı kılan en temel unsur, var olanı takip etmek yerine kendi yolunu açmayı tercih etmesi. Yaklaşık 10 yıllık girişim yolculuğu boyunca bu yaklaşımı koruyan Kurtay, arkasından gelenlere yol açacak bir üretim anlayışı geliştirmeyi ilke edindiğini vurguluyor.

Yerel ve güçlü hammaddeleri merkeze alan, ulaşılabilir ve katma değerli üretim yaklaşımını benimseyen Kurtay, her üründe Türkiye’nin değerini görünür kılmayı hedeflediğini ifade ediyor. Bu yaklaşımın kendisi için yalnızca ticari bir tercih değil, aynı zamanda güçlü bir duruş olduğunu belirtiyor.

İş fikrini başarıya taşıyan en önemli unsurların ise istikrar, risk alma cesareti ve vazgeçmemek olduğunu dile getiren Kurtay, “Kısacası farkımız; kopyalamak yerine üretmek, takip etmek yerine yön vermek” diyerek düşüncülerini paylaşıyor.

Kadın emeğini merkeze alan bir ekip kültürü inşa ediyor

Kadın emeğini merkeze alan bir ekip kültürü inşa ediyor

Emine Kurtay, ekip yapılanmasını oluştururken birlikte üretmeye açık, öğrenmeye istekli ve sorumluluk alabilen kişilerle çalışmayı önceliklendirdiğini belirtiyor. Kuruluş sürecinde farklı deneyimlerle ilerleyen ekip yapısının, zamanla şekillenen çalışma kültürüyle birlikte özellikle kadın çalışanlarla daha güçlü bir uyuma dönüştüğünü ifade ediyor.

Küçük ve samimi bir çalışma ortamı kurduklarını vurgulayan Kurtay, kadınların iş hayatındaki titiz, detaycı ve sahiplenici yaklaşımlarının ekip dinamiğine önemli katkı sağladığını düşünüyor. Bu nedenle ekip kurarken özellikle kadınlara ve yeni mezunlara öncelik verdiğini belirten Kurtay, genç kadınların doğru fırsatlarla büyük bir potansiyel ortaya koyduğuna dikkat çekiyor.

Şirket içinde kadınların yalnızca çalışan değil, üretimin her aşamasında söz sahibi olduğu bir yapı benimsediklerini ifade eden Kurtay, en büyük hedeflerinden birinin, kadınlardan oluşan Ar-Ge odaklı bir üretim yapısı kurarak kadın istihdamına daha geniş ölçekte katkı sağlamak olduğunu dile getiriyor.

“Kadınların eğitim yoluyla güçlenmesi, uzun vadede toplumsal dönüşüm yaratır”

Emine Kurtay, sosyal sorumluluğu dönemsel projelerden ziyade, iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Teknopark bünyesinde faaliyet göstermenin sağladığı üniversite–sanayi iş birliği avantajını aktif şekilde değerlendiren Kurtay, özellikle kız öğrencilerin staj ve yarı zamanlı çalışma imkânlarıyla iş hayatına daha güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyor.

Yıl boyunca farklı platformlarda mentorluk çalışmaları yürüten ve öğrenci buluşmalarında yer alan Kurtay, işletmesinde yeni mezunlara ve lisansüstü eğitimine devam eden gençlere öncelik tanıyor. Ekip arkadaşlarının akademik gelişimini desteklediklerini belirten Kurtay, kadınların eğitim yoluyla güçlenmesinin uzun vadede toplumsal dönüşüm yarattığına inanıyor.

2025 yılı içerisinde yerel ölçekte de çeşitli sosyal sorumluluk çalışmalarına imza atan Kurtay, çocuk bakım evi ve Alzheimer gündüz bakım merkezlerinde atölye çalışmaları gerçekleştirdiklerini ve bu projeleri sürdürülebilir şekilde devam ettirmeyi hedeflediklerini ifade ediyor. Öğrenci topluluklarının etkinliklerine verdikleri destekle girişimcilik ekosistemine katkı sağladıklarını belirten Kurtay, anaokulundan üniversiteye kadar farklı yaş gruplarıyla bir araya gelerek siyah pirinç, sürdürülebilirlik ve sıfır atık konularında farkındalık çalışmaları yürüttüklerini vurguluyor.

“Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezine yerleştiriyoruz”

Sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezine yerleştiriyoruz

Emine Kurtay, sürdürülebilirliği bir trend olarak değil, iş modelinin temel yapı taşı olarak ele alıyor. “Siyah pirinçten gelen güzellik” mottosuyla konumlandırdığı markasında, yalnızca bir içerik seçmekle kalmayıp döngüsel ekonomi yaklaşımını benimsediklerini belirten Kurtay, siyah pirincin atık olarak değerlendirilebilecek kısımlarını ileri dönüştürerek üretim süreçlerine dahil ettiklerini ifade ediyor. Bu sayede hammaddenin tamamını değer zincirine katan, atığı azaltan ve kaynak verimliliğini esas alan bir üretim modeli oluşturduklarını vurguluyor.

Ambalaj süreçlerinde de aynı hassasiyeti sürdürdüklerini dile getiren Kurtay, ürünlerini mümkün olduğunca tekrar kullanılabilir ve doğa dostu alternatiflerle sunmaya özen gösterdiklerini belirtiyor. Bambu keseler, teneke kutular ve kraft doypack ambalajlarla atıksız kullanım anlayışını destekleyen marka, yakın dönemde suda çözünebilen ambalaj çözümlerini de hayata geçirmeyi planlıyor.

Sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk olarak değerlendiren Kurtay; yerel hammaddelere öncelik veren üretim modeli ve kadın istihdamını merkeze alan yapısıyla ekonomik ve toplumsal katma değer yaratmayı hedeflediklerini dile getiriyor. Bu yaklaşımını ise “Biz doğadan ilham alıyoruz; ama doğaya yük olmadan büyümek istiyoruz” ifadesiyle özetliyor.

“Kadınların daha görünür olması ekonomik dengelere doğrudan katkı sağlar”

Emine Kurtay, son yıllarda kadın girişimciliğine yönelik desteklerin artmasının ve kadın odaklı platformların çoğalmasının Türkiye ekonomisi için önemli bir ivme yarattığını belirtiyor. Önümüzdeki beş yılda kadınların üretim, Ar-Ge ve girişimcilik alanlarında daha görünür hale gelmesinin ekonomik dengelere doğrudan katkı sağlayacağını ifade eden Kurtay, bu sürecin yalnızca istihdamı artırmakla kalmayıp, farklı bakış açıları ve yenilikçi çözümlerle ekonomik çeşitliliği de güçlendireceğini vurguluyor.

Türkiye genelinde kadınların iş hayatındaki varlığına dikkat çeken Kurtay, özellikle Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim alanlarında kadın girişimcilerin sayısının artmasının kritik olduğunu düşünüyor. Kadınların sektör seçimlerinde karşılaştığı görünmez bariyerlerin kaldırılmasının, yüksek katma değerli üretimde daha fazla yer almalarını sağlayacağını ifade ediyor.

Kozmetik sektörü özelinde ise kadın etkinliğinin artmasının, üretim ve marka geliştirme süreçlerinde daha bilinçli, sürdürülebilir ve bilim temelli yaklaşımları güçlendireceğini belirten Kurtay, sektörün cinsiyet kalıplarının ötesine geçerek liyakat ve inovasyon odaklı bir dönüşüm yaşaması gerektiğine inanıyor.

“Cesur olun; ancak bu cesareti bilgi ve hazırlıkla destekleyin”

Emine Kurtay, iş hayatına yeni adım atan kadın ve genç girişimcilere ilk olarak cesur olmalarını, ancak bu cesareti bilgi ve hazırlıkla desteklemeleri gerektiğini vurguluyor. Hayal kurmanın değerli olduğunu, ancak bu hayallerin veri, plan ve araştırmayla güçlendirilmediği sürece sürdürülebilir başarıya dönüşemeyeceğini ifade ediyor. Risk almanın kaçınılmaz olduğunu belirten Kurtay, bu sürecin bilinçli ve hesaplanmış adımlarla ilerlemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Kendi yolculuğunda da risk almaktan kaçınmadığını belirten Kurtay, bazen karar anlarında cesaretin tüm hesapların önüne geçebildiğini ifade ediyor. Ancak asıl fark yaratanın, bu cesareti bilgiyle destekleyebilmek olduğunu vurguluyor.

Fark yaratmak isteyen girişimcilerin, mevcut olanı tekrar etmek yerine kendi yollarını açmaları gerektiğini dile getiren Kurtay, seçilen alanda derinleşmenin ve uzmanlaşmanın önemine dikkat çekiyor. Ona göre kopyalamak yerine üretmek, takip etmek yerine yön vermek girişimciliğin en belirleyici unsurları arasında yer alıyor. Başarının yalnızca yetenekle değil, süreklilikle mümkün olduğunu hatırlatıyor.

Girişimciliği bir iz bırakma yolculuğu olarak tanımlıyor

Emine Kurtay’a göre girişimcilik, yalnızca bir iş kurma süreci değil; zorlukları, belirsizlikleri ve öğrenme anlarıyla şekillenen uzun bir yolculuk. Bu yolculukta en önemli rehberin, kişinin kendi amacı ve motivasyonu olduğunu vurgulayan Kurtay, neyi neden yaptığını bilen girişimcilerin, karşılaştıkları tüm engellere rağmen yollarını bulabildiklerini ifade ediyor.

Girişimciliği bir “iz bırakma çabası” olarak tanımlayan Kurtay, risk almanın, yeniden başlamanın ve vazgeçmemenin bu sürecin doğal parçaları olduğunu dile getiriyor. Ona göre önemli olan mükemmel olmak değil, her koşulda ilerlemeye devam edebilmek.

Üretim sürecine duyulan bağlılığın zaman zaman girişimcileri duygusal kararlar almaya yönlendirebildiğini belirten Kurtay, geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak fırsatların daha stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üretmek kadar planlamanın ve pazarlamanın da önem taşıdığını vurgulayan Kurtay, sürdürülebilir başarı için doğru konumlandırmanın kritik olduğunun altını çizerek, emek harcanarak yapılan her işin değerli olduğu mesajını paylaşıyor.


0/(0)
22 Nisan 2026 Çarşamba
Yorum (0)


Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Kategori'ye Ait Diğer Haberler
kapatKurumsal Üyelik Formu

Üyelik kapsamında, Kurumsal Üyelerimize haber sitemizde, dijital yayınlarımızda, eğitimlerimizde ve ihtiyaç duydukları farkındalık projesi arayışlarında önemli avantajlar sunuyoruz. Bu avantajların yanı sıra sizleri de üyelerimiz olarak yanımızda görmek ve başarılarımıza ortak etmek istemenin yanı sıra ulusal ve uluslararası arenada tanıtımlarımıza ve fayda yaratacak olan çalışmalarımıza üyelerimizi de taşımayı planlıyoruz.