TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü Kapsamında Doğa İçin Çağrı Yaptı

Oluşturma Tarihi : 21 Mayıs 2026 Perşembe

TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında yaptığı açıklamada biyolojik çeşitlilik kaybının yalnızca doğayı değil; su varlıklarını, gıda güvenliğini, insan sağlığını ve iklim direncini de tehdit ettiğine dikkat çekti. Vakıf, “Küresel etki için yerel hareket” çağrısının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.

TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında, yaşamı ayakta tutan ekosistemlerin hızla zayıfladığına işaret ederek biyolojik çeşitlilik kaybının yalnızca doğayı değil; toprağı, su varlıklarını, gıda güvenliğini, insan sağlığını ve iklim direncini de tehdit ettiğini vurguladı. Vakıf, bu yılın teması olan “Küresel etki için yerel hareket” çağrısının yaşamın geleceği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, konuya dair yaptığı açıklamada, son yıllarda giderek derinleşen biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Biyolojik çeşitlilik yalnızca doğadaki canlıların zenginliği değil; insan yaşamının devamlılığını sağlayan görünmez sistemin temelidir. Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin nesli tehdit altında. Fosil kayıtlarına dayanan bilimsel araştırmalara göre, bugün tür kayıpları doğal yok oluş hızının yaklaşık 1000 katına ulaştı. Bu veriler, yaşamı ayakta tutan doğal sistemlerin kritik bir kırılma noktasına yaklaştığını gösteriyor. Kaybettiğimiz her türle birlikte aslında geleceğimizin bir parçasını da kaybediyoruz.”

“Doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuz”

Biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim kriziyle mücadele açısından büyük öneme sahip olduğunu belirten Ataç, biyolojik çeşitliliğin; temiz suya erişimden sağlıklı gıdaya, doğal afetlere karşı dirençten iklimin dengesine kadar yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini vurguladı. Doğanın yalnızca korunması gereken bir alan değil, korunması gereken bir yaşam sistemi olduğunun altını çizen Ataç, “Ormanlar, sulak alanlar, meralar ve tüm doğal ekosistemler; canlı türleriyle birlikte insanlığın geleceğini de ayakta tutuyor. Bu nedenle doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuz” uyarısında bulundu.

Ataç, TEMA Vakfı’nın kurucularından merhum A. Nihat Gökyiğit’in ismini taşıyan Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile toplumda biyolojik çeşitlilik farkındalığının yaygınlaştırılması başta olmak üzere ülkemizde korunan alanların artırılması ve doğal yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı doğa koruma politikalarının güçlendirilmesi için faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyerek doğanın hâlâ kendini yenileme gücüne sahip olduğunu ifade etti.


0/(0)
21 Mayıs 2026 Perşembe
Yorum (0)


Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Kategori'ye Ait Diğer Haberler
kapatKurumsal Üyelik Formu

Üyelik kapsamında, Kurumsal Üyelerimize haber sitemizde, dijital yayınlarımızda, eğitimlerimizde ve ihtiyaç duydukları farkındalık projesi arayışlarında önemli avantajlar sunuyoruz. Bu avantajların yanı sıra sizleri de üyelerimiz olarak yanımızda görmek ve başarılarımıza ortak etmek istemenin yanı sıra ulusal ve uluslararası arenada tanıtımlarımıza ve fayda yaratacak olan çalışmalarımıza üyelerimizi de taşımayı planlıyoruz.