HAYATINA YÖN VERENLER HEP GÜÇLÜ KADINLARDI

0/(0)
09 Haziran 2022 Perşembe
Yorum (0)
HAYATINA YÖN VERENLER HEP GÜÇLÜ KADINLARDI

Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden olan annesi… 50 yıl önce üniversitede tanıştığı yüksek özgüven sahibi ve her zaman kendisine çok destek olan eşi… 20 seneye yakın beraber çalıştığı Güler Sabancı… Hayatına yön verenlerin, hep güçlü kadın figürleri olduğunu dile getiren ve bu güçlü kadınlarla güçlenip yine kadınlara güç verme yolunda önemli farkındalık adımları atan Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Sn. Ahmet Dördüncü ile kadın-erkek eşitliğini ve sürdürülebilir kalkınmada kadının önemini konuştuğumuz bir söyleşi gerçekleştirdik.

Hem feyiz hem de ilham alacağınıza inandığımız bu sohbetle sizleri baş başa bırakıyor ve keyifli okumalar diliyoruz

Ahmet DÖRDÜNCÜ kimdir? Nasıl bir eğitim aldı? Aile hayatınız, iş hayatına girişiniz ve sosyal yönlerinizden de bahsederek, sizi sizden dinleyebilir miyiz?

İstanbul’da doğdum. Çukurova Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olduktan sonra lisansüstü çalışmalar yapmak üzere, Almanya’nın Mannheim ve Hannover üniversitelerinde eğitimimi sürdürdüm. Ardından yine bu ülkedeki Claas OHG şirketinde iş hayatına başladım. 1984’te ise Türkiye’ye dönüp Mercedes Benz’de kariyerime devam ettim. 3 yıl sonra Sabancı Grubu’na katılıp 1998’e dek Kordsa’da çeşitli görevler üstlendim. O yıl grubun DUSA şirketinde DUSA Güney Amerika ve daha sonra da DUSA Kuzey Amerika‘da Genel Müdür olarak çalıştım. 2004’te H.Ö. Sabancı Holding’de Stratejik Planlama ve İş Geliştirme Grup Başkanlığı görevine atandım ve 2005 ila 2010 yılları arasında şirketin İcra Kurulu Başkanlığı görevini üstlendim. Ocak 2013’ten bu yana ise şu anda devam ettiğim Akkök Holding İcra Kurulu Başkanlığı görevindeyim. Aynı zamanda, holdingin iştirakleri olan Akcoatve Aktek’in Yönetim Kurulu Başkanı; Aksa Akrilik, Akkim Kimya, AKCEZ ve Akiş GYO’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve çeşitli grup şirketlerinin de Yönetim Kurulu Üyesiyim. Dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi Birleşmiş Milletler Global Compact’in Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı ve International Paper Co. Şirketinin de Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerim de bulunuyor.

Hayatta en çok ailemle gurur duyuyorum. Yaklaşık 50 senedir evliyim, 2 çocuk ve 2 torun sahibiyim. Ailemle daha çok beraber olabilmek, iş dışındaki özel yaşamımda çok önemli. Onlarla birlikte pek çok aktivite yapmaya çalışıyoruz. Eşim, ailemizi evimizde sık sık bir araya getiriyor. Yaz tatillerinde teknede veya Bodrum’daki evimizde beraber oluyoruz. Kışın hep birlikte kayak yapmaya gidiyoruz. Aileme ayırdığım vakit dışında özel hayatımda en çok spor yapıyorum. Yürüyüş, yüzme ve yelken en çok yaptığım sporlardan.

“Benim için önemli olan nokta; işimi severek yapmak ve sevdiğim işi yapmaktır”

HAYATINA YÖN VERENLER HEP GÜÇLÜ KADINLARDI

Kariyerinizde hayal ettiğiniz yerde misiniz? Bizlere kariyer yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

Doğrusunu isterseniz hiçbir zaman kariyerim için bir hedefim olmadı. Kariyerimin başındayken bile hedefler koyarak, 5 sene sonra veya 10 sene sonra şurada olacağım, demedim hiç. Çünkü benim için en önemli olan nokta; işimi severek yapmak ve sevdiğim işi yapmaktır. Her işyerimde hep mutlu ve severek çalıştım. İşimi severek yaptığım için de kendi kendine geldi her şey.

Kariyer yolculuğunuzda sizde iz bırakan isimleri bizimle paylaşır mısınız?

Dönüp baktığım zaman tüm hayatıma yön verenlerin, hep güçlü kadın figürleri olduğunu görüyorum. En başta da annem geliyor. Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenlerinden biri olan annem, İstanbul Üniversitesi Filoloji Bölümü’nden İngilizce Öğretmeni olarak mezun oldu. Geçirdiği bir trafik kazası sonucundaki bedensel engeline rağmen 2 çocuk büyütmüş, akla gelen her şeyi yapabilen bir kadındı. Bu yönüyle yaşamımda iz bırakanların en başındadır.

Annemin ardından neredeyse 50 yıl önce üniversitede tanıştığım eşim gelir. Beni en yakından tanıyan, yüksek özgüven sahibi ve her zaman bana çok destek olan eşimdir. 20 seneye yakın beraber çalıştığım Güler Sabancı da hayatıma dokunan, gördüğüm en güçlü kadınlardan biri. Birlikte çalıştığımız yıllarda kadınların iş hayatındaki yeri şimdiki kadar olmasa da Güler Hanım, vizyoner kişiliğiyle bulunduğu konuma yükselmişti.

“Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında kadın istihdamının önemine daima inanıyoruz”

Şirketiniz, çalışmalarınız ve görevleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Ayrıca şirketinizde yönetim ve İK süreçlerinde bu yönde politikalarınızdan (kadın – erkek eşitliği ve fırsat eşitliği) ve de bu yönde sürdürülebilirlik vizyonunuzdan bahseder misiniz? 

70 yıllık birikim ve tecrübesiyle ülkemizin köklü sanayi kuruluşlarından Akkök Holding’in İcra Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum. Türkiye’nin en saygıdeğer müteşebbislerinden merhum Raif Dinçkök Beyefendi’nin temellerini attığı Akkök Holding kimya, enerji ve gayrimenkul sektörlerinde 5 bin 700’den fazla çalışanıyla faaliyet gösteriyor. 4’ü yurt dışında olmak üzere 20 adet operasyonel ticaret ve sanayi şirketi ile 19 üretim tesisimiz bulunuyor. Tüm iştiraklerimizle birlikte sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla küresel rekabet koşullarını yakalamayı ve dünya standartlarına ulaşmayı hedefliyoruz.

Akkök Holding’in gelecek stratejilerinin temelinde sürdürülebilir kalkınma bulunuyor. Çevresel ve toplumsal tüm boyutlarıyla ele aldığımız bu kavramı, kurumumuzun organizasyonel yapılanmasının tamamında yerleşik biçimde benimsiyoruz. Bu kapsamda ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında kadın istihdamının önemine daima inanıyoruz. Çalışanlarımızı öncelikli paydaşımız ve en değerli sermayemiz olarak görüyor, Akköklülere demokratik, katılımcı, insan haklarına saygılı ve insan odaklı bir çalışma ortamı sunmayı kurumsal önceliğimiz olarak kabul ediyoruz. İnsan kaynakları politikamızda tüm iş süreçlerinde herkes için eşit fırsat tanınması ilkesini benimserken ayrımcılık karşıtı proaktif bir tutum sergiliyoruz. Tüm şirketlerimizde, ücretlendirme politikasında herhangi bir ayrımcılığa taviz vermeden eşit işe eşit ücret ilkesini benimsiyoruz. İşe alım, ücretlendirme ve terfi uygulamalarında yalnızca adayların ve çalışanlarımızın performans ve yetkinliklerini dikkate alıyor, bu uygulamalarda cinsiyete göre farklılık yapmıyoruz. Memnuniyetle belirtmek isterim ki, şimdiye dek Akkök Holding ve grup şirketlerinin operasyonları kapsamında ayrımcılık vakası yaşanmadı ve bu durum raporlarla da teyit edildi.

Bilimsel araştırmalar, kadınların daha fazla yer aldığı yönetim kurullarında alınan kararların, şirketlerin iş sonuçlarına olan pozitif etkilerini ortaya koyuyor. Bu düşünceden yola çıkarak grup şirketlerimizin yönetim kurullarında kadın-erkek dengesini sağlamaya önem veriyoruz. Aktek, Akcoat, Aksa Akrilik ve Akiş GYO’da yüzde 50 veya bu orana yakın kadın temsiliyeti bulunurken Dinkal, Ak-Pa, KidZania ve Akyaşam gibi şirketlerimizin yönetim kurullarında kadın yönetici sayısı daha fazla.

Toplumsal cinsiyet eşitliği önemli mi/neden? Sizce erkeklerin bu konuya bakışı nasıl? Kadınlar neler yapmalı?

Toplumsal cinsiyet eşitliği, bir kadın sorunu gibi ifade ediliyor ancak bence bu yanlış. Bunun aslında bir insanlık sorunu ve ciddi bir ayrımcılık olduğunu görüyoruz. Kadınlara alan vermeyen ve dominant olmaya çalışanların genelde erkekler olduğunu düşünüyorum. Bizimki gibi toplumlarda bence bu bir erkek sorunu, kadın sorunu değil. Erkeklerin kadınları eş değer şekilde görmeleri, saygı göstermeleri ve potansiyellerinin farkına varıp onları ön plana çıkarmaları gerekiyor. Tabii, kadınların yapmaları gerekenler muhakkak var. Kendilerine daha fazla güvenip cam tavanları zorluyor olmaları lazım.

“Kadınlar karar mekanizmalarında yer aldıkça daha olumlu sonuçlar elde ediliyor”

İşte, ekonomide, sosyal hayatta… kısacası toplumda “Kadın Gücü”nü arttırmak için geniş çerçevede kimlere nasıl görevler düşüyor?

Kadınların yaşamın tamamında daha etkin konumlarda olabilmelerini, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınma hedefleri için önem taşıdığına inanıyorum. Çünkü bugün, gelişmişlik seviyesi yüksek ve çağdaş toplumlara baktığımız zaman kadınların etkili rollere sahip olduklarını görüyoruz. Bu durumu bir tesadüf olarak yorumlamak mümkün değil. İş dünyası için de bu faktör geçerli. Kadınlar karar mekanizmalarında yer aldıkça daha olumlu sonuçlar elde ediliyor. Dolayısıyla kadınların hayatın her alanındaki etkinliklerini artırmaları birçok açıdan değerli. Bunun için de hem kadınlara hem erkeklere iş düşüyor.

Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşması ve kalkınma odaklı bir ekonomik model oluşturması için kadın sizce ne anlama geliyor?

Sürdürülebilirlik ideali, dünya adına her zaman değerini koruyacaktır. Pandemi sürecinin cinsiyet eşitsizliğini daha güçlü şekilde tartışmaya açmasının yanı sıra diğer pozitif sonucu da şirketlerin sürdürülebilirlik kriterleri olmaksızın bir geleceğin mümkün olmadığının önemini bir kere daha anlamaları oldu. Çünkü salgın bize kırılganlıkların arttığını, fay hatlarının derinleştiğini ve kronik sorunlara yenilerinin eklendiğini gösterdi. Şirketler, zincirin en kuvvetli noktasının, en zayıf halka kadar güçlü olduğunu fark etti. Tüm risklerin ihtimal dahilinde masaya gelebildiği böylesi bir süreçte yönümüzü ancak sürdürülebilir bir anlayış çerçevesinde tayin edebiliriz.

Dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi Birleşmiş Milletler Global Compact’ın Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı olarak şunu da eklemek isterim ki, tüm farkındalık çalışmalarına ve söylemlerine rağmen Türkiye ve dünya olarak hâlâ sürdürülebilir kalkınma taahhütlerimizin uzağındayız. Buna karşın “farkındalık” söylemlerinin ilerisine geçemiyoruz. Bizler yeryüzüne ve ekosisteme karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek adına gerekli adımları atmayıp yalnızca söylem düzeyinde farkındalığın artmasından söz ederken çok değerli zamanları kaybediyoruz. Artık farkında olmak, sırasını taahhütleri hayata geçirmeye bırakmalı. Bu nedenle herkesin iş işten geçmeden önce farkındalığın ötesine geçerek daha fazla aksiyon alması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün yolun çok başında olan, yarının liderleri gençlerimize ışık tutmak adına neler tavsiye etmek istersiniz?

Gençlere şunları tavsiye edeceğim; Kendinizi iyi tanıyın, neye kabiliyetiniz ve ilginiz olduğunu iyi belirleyin. Sizi çalışırken mutlu edecek; işe giderken ayaklarınızın geri geri gitmeyeceği koşa koşa gideceğiniz bir iş bulun. İşinizi severek yapın, 5-10 sene sonra kariyeriniz nerede olacak diye stres yapmayın. İşinizi severseniz, başarıyı kendiniz nasıl tarif ediyorsanız kendi kendine gelecektir.

Bireysel ödülleriniz, bildiğiniz yabancı diller, üyesi olduğunuz veya yönetiminde bulunduğunuz diğer sivil toplum kuruluşları nelerdir?

Kadınların yönetim kurullarındaki temsil oranını artırmayı hedefleyen Yüzde 30 Kulübü’nün Türkiye Başkanlığı’nı üstleniyorum. Aynı zamanda Yanındayız Derneği’nin kurucu üyesiyim. Ayrıca, yine yönetim kurullarında eşit cinsiyet temsili vizyonuyla başarılı çalışmalara imza atan Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nde de danışmanlık yapıyor ve mentor olarak çalışıyorum. Akkök Holding olarak ise Türkiye Başkanlığı görevini yürüttüğüm, dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi Birleşmiş Milletler Global Compact, Profesyonel İş Kadınları Derneği ve Teknoloji’de Kadın Derneği’ne üyeyiz. Bu tür kuruluşların hayata geçirdiği programlarda aktif olarak görev alıyor hem holding hem de grup şirketlerimizle taahhütlerimizi aksiyona çeviriyoruz.

Danışma heyeti üyesi olduğum Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’nin “Altın Mentor” ödülünü aldım. Bu ödüle Akkök Holding bünyesindeki şirketlerimizin ve holding haricindeki başka şirketlerin de yönetim kurullarına tavsiye ettiğim kadın üye atamaları nedeniyle layık bulundum. Ülkemizin çağdaşlık ve sosyal kalkınma hedeflerinde iş hayatında daha fazla kadın liderliği ve kadın istihdamının önemine inanıyorum. Ayrıca Altın Lider Ödüllerinde 2021’in en beğenilen 50 CEO’sundan biri oldum. İngilizce, Almanca ve Portekizce biliyorum.

Bu içeriği yararlı buldunuz mu?
Vereceğiniz puan ile içeriği katkıda bulunmuş olacaksınız
...
1 puan2 puan3 puan4 puan5 puan


Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Kategori'ye Ait Diğer Haberler