
Kadın girişimciliğini yalnızca bireysel başarı hikâyeleriyle sınırlı görmeyen; ekonomik kalkınmanın ve sürdürülebilir dönüşümün temel unsurlarından biri olarak ele alan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, dernek çatısı altında hayata geçirilen projelerle kadınların iş dünyasında kalıcı biçimde güçlenmesini hedefliyor. KAGİDER çatısı altında toplumsal fırsat eşitliğini kurumsal ve ekonomik bir dönüşüm alanına taşıyan Bezircioğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı söyleşide; ulusal ve uluslararası programlardan sürdürülebilir kalkınma odaklı çalışmalara uzanan güçlü etkiyi ve geleceğe yönelik vizyonu ele aldık.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nde (KAGİDER) uzun yıllardır aktif görev alıp bugün başkanlık koltuğunda oturuyorsunuz. Bu sorumluluk sizin için ne ifade ediyor?
KAGİDER’de uzun yıllar farklı görevler üstlendikten sonra başkanlık görevini devralmak benim için yalnızca bir temsil pozisyonu değil, aynı zamanda güçlü bir sorumluluk ve gelecek adına umut taşıyan bir görev anlamına geliyor. Çünkü KAGİDER, kadınların ekonomik hayatta daha görünür ve güçlü olmasının sadece bireysel başarı hikâyeleri yaratmadığını; toplumsal refahı ve sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan etkilediğini savunan bir yapı. Bu nedenle başkanlık, kadınların potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri alanları genişletme, fırsat eşitliğini güçlendirme ve yaratılan etkiyi daha fazla kadına ulaştırma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.
KAGİDER’in yarattığı sosyal etkiyi sahada birebir gördüğünüz anlar ya da sizi çok etkileyen hikâyeler oluyor mu?
Evet tabi ki oluyor ve bu da bana buradaki sorumluluğumun ne kadar anlamlı olduğunu her defasında yeniden hatırlatıyor. Yıllar içinde pek çok ilham verici hikâyeye tanıklık ettim; bu nedenle tek bir örnek seçmek kolay değil. Ancak beni en çok etkileyen anlar, başlangıçta iş fikrini ifade ederken dahi çekingen davranan kadınların zamanla işlerini büyüten, istihdam yaratan ve başka kadınlara ilham veren girişimcilere dönüşmelerini görmek oldu. Özellikle Anadolu’da yürüttüğümüz çalışmalar sırasında, ekonomik bağımsızlığını kazanan bir kadının yalnızca kendi hayatını değil, ailesinin ve bulunduğu çevrenin bakış açısını da değiştirdiğine tanık olmak, benim için son derece güçlü bir deneyim oldu.
Yıllar sonra yeniden karşılaşıp artık başka kadınlara mentorluk yaptığını söyleyen girişimcilerle sohbet etmek, KAGİDER’in yarattığı etkinin en somut göstergelerinden biri. Çünkü o noktada başarı bireysel olmaktan çıkıyor, dayanışma ve paylaşım üzerinden büyüyen kolektif bir güce dönüşüyor. Kadınların birbirinin yolunu açtığı bu kültür, KAGİDER’in en güçlü taraflarından birini; benim için de en önemli motivasyon kaynaklarından birini oluşturuyor. Bir program sonunda bir kadının “Artık kendi gücümü biliyorum” diyebilmesi ise bu görevin taşıdığı anlamı en sade ve en güçlü şekilde ortaya koyuyor.
KAGİDER olarak, sürdürülebilir kalkınma ve kadınların güçlenmesi odağında nasıl bir yol haritası izliyorsunuz?
Kadınların iş hayatına eşit ve etkin katılımı yalnızca bireysel başarıları artırmakla kalmıyor; aynı zamanda daha kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bu nedenle çalışmalarımızı kısa vadeli destek mekanizmalarının ötesine taşıyarak, kadınların iş dünyasında kalıcı biçimde güçlenmesini sağlayacak modeller geliştirmeye odaklanıyoruz. Kamu, özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla kurduğumuz iş birlikleri de bu uzun vadeli etkiyi büyütmeyi amaçlıyor.
Bu yaklaşım doğrultusunda son dönemde öne çıkan çalışmalarımızdan biri KAGİDER Global Platformu oldu. Farklı ülkelerde yaşayan Türk kadın girişimcileri, yöneticileri ve akademisyenleri aynı ağda buluşturarak uluslararası ölçekte bilgi paylaşımını ve iş birliği fırsatlarını artırıyoruz. Kadınların küresel ağlara erişiminin güçlenmesi, sürdürülebilir büyümenin önemli unsurlarından biri olarak gördüğümüz başlıklar arasında yer alıyor.
“KAGİDER Momentum Programı ile 2026 yılı sonuna kadar 2 bin kadın girişimciye ulaşmayı hedefliyoruz”
Hayata geçirdiğiniz projelerle kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyümesini nasıl destekliyorsunuz?
2025 yılında hayata geçirdiğimiz KAGİDER Momentum programı, kadın girişimcilerin büyüme ve ölçeklenme süreçlerine odaklanan kapsamlı bir gelişim modeli sunuyor. Eğitim, mentorluk ve iş geliştirme desteklerini bir araya getiren bu programla 2026 yılı sonuna kadar 2.000 kadın girişimciye ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız yalnızca yeni girişimlerin ortaya çıkmasını sağlamak değil; mevcut girişimlerin sürdürülebilir iş modelleriyle güçlenmesine ve rekabet gücünü artırmasına katkı sunmak.
Kadın girişimcilerin pazara erişimini artırmak da sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz Girişimcilik ve Satın Alma Buluşması, kadın girişimciler ile Türkiye’nin önde gelen kurumlarının satın alma profesyonellerini bir araya getirerek kapsayıcı tedarik zincirlerinin gelişmesine katkı sağladı ve somut iş birliklerinin önünü açtı.
Öte yandan Ticaretin Kadınları Platformu ile üretimden pazarlamaya, e-ticaretten ihracata kadar ticaretin tüm aşamalarında kadınların daha görünür ve aktif olmasını destekliyoruz. Bugün 60 ilde yüzlerce dernek ve işletmeyi aynı çatı altında buluşturan bu platform, kadın girişimcilerin dijital ortamda ürünlerini tanıtmalarına, iş ağlarını genişletmelerine ve yeni ticari fırsatlara ulaşmalarına imkân sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde hedefimiz, bu çalışmaların etki alanını daha da genişleterek kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren sürdürülebilir modelleri yaygınlaştırmak. Çünkü kadınların üretimde, istihdamda ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü yer aldığı bir ekonomik yapının, toplumun tamamı için daha adil ve sürdürülebilir bir gelecek anlamına geldiğine inanıyoruz.
Dernek olarak yürüttüğünüz çalışmaların somut çıktıları ve elde ettiğiniz en önemli kazanımlar neler oldu?
KAGİDER olarak yürüttüğümüz çalışmaların en önemli somut çıktısı, kadın girişimciliğinin ve kadın liderliğinin artık yalnızca bir “sosyal sorumluluk” başlığı değil, ekonomik kalkınmanın vazgeçilmez bir unsuru olarak görülmeye başlanması oldu. Bu dönüşümün oluşmasında sahada yürüttüğümüz projelerin, politika önerilerimizin, kamu ve özel sektörle gerçekleştirdiğimiz projelerin önemli payı olduğuna inanıyorum.
Öncelikle, kadın girişimcilerin güçlenmesi ve ölçeklenmesi odağında yürüttüğümüz eğitim, mentorluk ve uluslararasılaşma programları sayesinde yüzlerce kadın girişimcinin işini büyüttüğünü, ihracata başladığını ya da yeni pazarlara açıldığını görüyoruz. Özellikle finansmana erişim konusunda geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde kadın girişimcilerin kredi ve yatırım mekanizmalarına daha sistematik biçimde ulaşabilmesi önemli bir kazanım oldu.
Diğer yandan, şirketlerde toplumsal fırsat eşitliğini kurumsal bir dönüşüm alanı olarak ele aldık. Eşitlik ilkelerini benimseyen şirket sayısındaki artış, yönetim kurullarında ve karar alma mekanizmalarında kadın temsilinin yükselmesi bizim için çok kıymetli.
Bu süreçte sizi en çok motive eden gelişmeler neler oldu?
Uluslararası alanda KAGİDER’in Türkiye’yi temsil eden güçlü bir sivil toplum aktörü haline gelmesi, kadın girişimciliği ve eşitlik konularında küresel ağlarda aktif rol alması, bizim için önemli bir eşik oldu. Bu sayede hem iyi uygulamaları ülkemize taşıyor hem de Türkiye’deki deneyimi dünyayla paylaşıyoruz.
Beni en çok motive eden gelişme ise sahadaki dönüşümü doğrudan görmek. Bir eğitim programımıza katılan bir kadın girişimcinin birkaç yıl sonra istihdam yaratan, ihracat yapan ve başka kadınlara mentorluk eden bir iş insanına dönüşmesi, bu çalışmaların gerçek karşılığını gösteriyor. Aynı şekilde, genç kadınların artık daha fazla “yapabilirim” diyerek iş dünyasında yer almak istemesi, umut verici bir değişimin işareti.
“En değerli kazanım, kadınların artan özgüveni ve güçlenen dayanışma kültürü”

KAGİDER’in iş dünyasında hedeflediği dönüşüm sürecini ve bu doğrultuda elde edilen somut çıktıları bizimle paylaşır mısınız?
KAGİDER’in önümüzdeki döneme ilişkin stratejik önceliklerinin merkezinde, kadınların ekonomik hayata eşit ve etkin katılımını güçlendiren modelleri daha geniş bir etki alanına taşımak yer alıyor. Bugün KAGİDER, yalnızca kadın girişimciliğini destekleyen bir sivil toplum kuruluşu olmanın ötesinde; iş dünyasında eşitlik, kapsayıcılık ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarında dönüşüm yaratmayı hedefleyen bir yapı haline geldi. Kuruluşumuzdan bu yana temel yaklaşımımız, kadın girişimciliğini Türkiye’nin kalkınmasının ayrılmaz bir parçası olarak ele almak ve bu alanda kalıcı çözümler üretmek oldu.
Bu yaklaşımın somut çıktılarından biri, yakın dönemde kamuoyuyla paylaştığımız ve Social Value International tarafından akredite edilen Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) raporu oldu. Raporda, KAGİDER projelerinin yalnızca ekonomik sonuçlar üretmediği; kadınların iş hayatındaki konumlarını güçlendirdiği, sosyal hayata katılımlarını artırdığı ve bireysel dönüşümlerine katkı sağladığı ortaya kondu. Yapılan her 1 TL’lik yatırımın paydaşlar için 4,80 TL değerinde sosyal fayda üretmesi, çalışmalarımızın sürdürülebilir ve çarpan etkisi yüksek bir modele dönüştüğünü gösteriyor. Ancak bizim için en değerli kazanım, kadınların artan özgüveni, karar alma süreçlerinde daha görünür hale gelmeleri ve güçlenen dayanışma kültürüdür.
Önümüzdeki dönemde derneğin stratejik odak alanları ve öncelikleri neler olacak?
Gelecekteki stratejik önceliklerimizin odağında, etki alanımızı Türkiye’nin farklı bölgelerine yayarak daha fazla kadına ulaşmak yer alıyor. Kadın girişimci sayısını artırmanın yanı sıra, mevcut girişimlerin büyümesini ve ölçeklenmesini desteklemeyi; kadınların yönetim ve liderlik kademelerinde daha güçlü temsil edilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca kapsayıcı tedarik zinciri anlayışını yaygınlaştırmak ve genç kadınların iş hayatına daha donanımlı ve özgüvenli hazırlanmasına katkı sunmak da temel odak alanlarımız arasında bulunuyor.
Bununla birlikte dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve uluslararası pazarlara erişim başlıklarında kadın girişimcilerin rekabet gücünü artıracak çalışmalarımızı güçlendirmeyi planlıyoruz. Çünkü kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda daha güçlü yer aldığı bir ekosistemin; yalnızca kadınlar için değil, toplumun tamamı için daha adil, daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir geleceğin temelini oluşturduğuna inanıyoruz.
“Amacımız; eşit ve kapsayıcı bir iş dünyasının kalıcı olmasına katkı sağlamak”
Türkiye’de kadınların iş ve sosyal yaşamda daha etkin ve aktif olabilmesi için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Öncelikle fırsat eşitliğinin erken yaşlardan itibaren güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Kız çocuklarının eğitimde kalma oranlarının artırılması, özellikle bilim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında desteklenmesi, kadınların ilerleyen yıllarda iş hayatına daha güçlü katılımının temelini oluşturuyor. Bununla birlikte bakım sorumluluklarının yalnızca kadınlara yüklenmediği bir sosyal yapı oluşturulmadan kadınların iş hayatında sürdürülebilir şekilde var olması da zorlaşıyor. Bu nedenle erişilebilir bakım hizmetleri ve esnek ama güvenceli çalışma modelleri kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Sizce bu süreçte kimlere ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Bu süreçte kamunun eşitliği destekleyen politikalar üretmesi, özel sektörün ise eşit işe eşit ücret, şeffaf terfi süreçleri ve kapsayıcı liderlik anlayışını hayata geçirmesi gerekiyor. Şirketlerin toplumsal fırsat eşitliğini yalnızca bir söylem olarak değil, ölçülebilir hedeflerle desteklenen bir kurum kültürü haline getirmesi önem taşıyor.
KAGİDER olarak biz de bu dönüşümün önemli bir paydaşıyız. Kadınların ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde katılımını desteklemek amacıyla eğitimler, mentorluk programları ve finansmana erişimi kolaylaştıran iş birlikleri yürütüyor; aynı zamanda iş dünyasında toplumsal fırsat eşitliğinin yaygınlaşması için özel sektörle birlikte çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Amacımız yalnızca kadınların iş hayatına katılımını artırmak değil, karar alma mekanizmalarında daha fazla yer aldıkları, eşit ve kapsayıcı bir iş dünyasının kalıcı hale gelmesine katkı sağlamak.
Öte yandan dönüşümün yalnızca iş hayatında değil, günlük yaşamın içinde başladığını unutmamak gerekiyor. Eşitlik kültürünün aile içinde güçlenmesi, erkeklerin bakım ve ev içi sorumluluklara daha fazla dahil olması, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını doğrudan etkiliyor. Kadınların güçlenmesi yalnızca kadınlar için değil, toplumun tamamı için daha adil, daha üretken ve daha sürdürülebilir bir gelecek anlamına geliyor.
“Fırsatlar karşısında cesur olun, sorumluluk almaktan çekinmeyin”
Uzun yıllara yayılan iş deneyiminiz ve bugün bulunduğunuz liderlik pozisyonunun sağladığı perspektif ışığında, kariyerinin henüz başında olan genç kadınlara yol haritalarını çizerken hangi temel tavsiyelerde bulunursunuz?
En önemli tavsiyem, kendi potansiyellerini başkalarının beklentileri üzerinden değil, kendi değerleri ve hedefleri üzerinden tanımlamaları olur. İş hayatı artık tek bir doğrusal kariyer yolundan ibaret değil; öğrenerek değişebilen, farklı deneyimlerle zenginleşen bir süreç. Bu nedenle genç kadınların kendilerini keşfetmeye zaman ayırmaları, neyi iyi yaptıklarını ve neyi yaparken anlam bulduklarını fark etmeleri çok kıymetli.
İş hayatında kadınların en sık karşılaştığı engellerden biri, kendilerini yeterince hazır hissetmeden geri adım atmalarıdır. Oysa gelişim çoğu zaman hazır hissetmeden atılan adımlarla başlar. Bu nedenle fırsatlar karşısında cesur olmak, sorumluluk almaktan çekinmemek ve hata yapmayı öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak görmek gerekir. Kendine güvenin en önemli kaynaklarından biri de sürekli öğrenme ve kendini geliştirme isteğidir.
Peki son olarak, girişimcilik yolculuğuna cesaretle adım atan ya da bu hayali kuran kadınlara; karşılaşabilecekleri belirsizlikler, fırsatlar ve dönüşüm alanları düşünüldüğünde hangi önerilerde bulunursunuz?
Girişimcilik yolunda sabır, dayanıklılık ve esneklik büyük önem taşıyor. Her girişim yolculuğunda belirsizlikler ve zorluklar olacaktır; önemli olan bu süreçleri birer deneyim olarak görüp ilerlemeye devam edebilmektir. Güçlü bir ağın parçası olmak, mentorluk ilişkileri kurmak ve deneyim paylaşımına açık olmak girişimcilerin yolunu önemli ölçüde kolaylaştırır.
KAGİDER olarak, genç kadınların ve kadın girişimcilerin bu yolculukta yalnız olmadıklarını hissetmelerini önemsiyoruz. Eğitim, mentorluk ve iş birliği programlarımızla kadınların işlerini büyütmelerine, yeni fırsatlara erişmelerine ve birbirlerinden güç almalarına katkı sağlamaya çalışıyoruz. En önemlisi ise başarıyı yalnızca finansal sonuçlarla değil, yaratılan değer, toplumsal katkı ve kişinin kendi hayatıyla kurduğu denge üzerinden değerlendirebilmek gerektiğine inanıyoruz.








Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.