ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER

0/(0)
11 Haziran 2021 Cuma
Yorum (0)
ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER

Ataerkil kültür yapısının ülkeye ve insanlara verdiği hasarın farkında olarak ‘Önce insan!’ ve ‘Kadın erkek eşittir nokta!’ sloganlarını yaşamın her alanında uygulayabilmeliyiz.”

Henüz 20 yaşındayken girişimci yönünü keşfeden Nur GER, bugün geldiğimiz noktada, kurduğu şirketler ve kuruluş aşamalarında yoğun çabalar gösterdiği gönüllü kuruluşlar ile topluma katkı sunmaya devam ediyor.

ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER20’li yaşlarında hayalinde Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olmak olan Nur GER, bugün toplum için yapmak istediklerini hem örnek şirket yönetim modeli ile hem de STK gönüllüsü olarak ortaya koyuyor. Sırasıyla Türkiye Konferans Tercümanları Derneği, TESEV, KADER, KAGİDER gibi çok önemli derneklerin kuruluşlarında etkin rol alan GER, 2018 yılında dünyada sadece iki örneği bulunan, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan ve bu savunuyla erkeklerden erkeklere köprü olmak amacı güden Türkiye’nin ilk sivil toplum kuruluşu YANINDAYIZ Derneği’nin de kurucusu olarak karşımıza çıkıyor. 40 erkekle birlikte, toplumdaki ataerkil kültüre, cinsiyetçi yaklaşımlara, iş ve ekonomi dünyası ile eğitimde ve sosyal alanlardaki cinsiyet eşitsizliğine, dilimize yerleşmiş ve doğruluğuna inandırılmış olduğumuz cinsiyetçi söylemlere karşı güçlü bir duvar oluşturup farkındalığı en üst seviyeye taşıyarak bozuk düzenin değişmesine katkı sağlıyor.

Eğitim hayatını tamamlar tamamlamaz ataerkil düzende rüzgara karşı koşar gibi hayallerinin peşinden koşan, bu yolculukla birlikte ortaya koyduğu paylaşımcı yönetim modeli ile de örnek teşkil eden Nur GER, hem başarılı bir sanayici iş insanı hem de ilklere imza atan bir sivil toplum gönüllüsü olarak topluma ve ekonomiye önemli katkılar sunuyor.

Kariyerine onlarca başarıyı sığdırmış ve tüm kadınlara “Sen de yapabilirsin!” duygusu ve ilhamını aşılayan Nur GER ile yaptığımız, her cümlesinden ve her attığı girişim adımından feyz alınacak bu özel söyleşiyi keyifle okumanızı dileriz.

Bize özgeçmişinizden kısaca bahseder misiniz? Kariyeriniz için hayal ettikleriniz nelerdi?

Kısaca tanımlamak gerekirse hem sanayici bir iş insanıyım hem de sivil toplum gönüllüsüyüm. İstanbul’da doğup büyüdüm, Galatasaray Lisesi’nde karma eğitime geçişte 450 erkek öğrencinin arasında okula alınan ilk kız öğrencilerdendim. Liseyi, son sınıfta AFS Bursu ile gittiğim Amerika’nın Texas eyaletindeki Lamar Lisesi‘nde tamamladım. Lisans diplomamı Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldım. Yüksek lisansımı ise aynı üniversitenin Ekonomi ve Uluslararası Dış İlişkiler bölümünde bitirdim. Üniversitede okurken kendi işimi kuracağıma dair hedeflerim vardı. Bu nedenle çalışma hayatına çok erken yaşta başlayarak, 1976’da Birlik Ticaret’i kurdum. Sonrasında kısa bir dönem hazır giyim firmalarında yönetici ve ortak pozisyonlarında yer aldım ve nihayet 1986 yılında halen Yönetim Kurulu Başkanı olarak devam ettiğim, hazır giyim ve konfeksiyon imalat ve ihracat firması SUTEKS‘i kurdum. İş kadını şapkası ile kısaca Nur Ger’i bu şekilde tanımlayabilirim ancak her zaman sivil toplumla ilgiliydim. Oldukça küçük yaşlardan itibaren yönetici olmak istediğimi biliyorum. Hayalimde ise Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olmak vardı.

ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GERBaşarılar sığdırdığınız kariyer yolculuğunuzda size ışık tutanlardan bahseder misiniz? (Örneğin; iz bırakan kitaplar, kişiler, benimsediğiniz görüşler, özlü sözler…)

Ailemde, karı-kocanın birlikte çalışıyor olmalarını görmek beni etkilemiştir. Bireysel olarak ayrım yapılmaksızın “kaliteli bir eğitim = altın bilezik” kavramı içimize işlenmiştir. Ben 1968 kuşağına yaklaşan bir yaştayım. Dolayısıyla 2. dalga feminist hareketten çok etkilendim. Keza Galatasaray Lisesi’nde almış olduğumuz kültür de bireysel duruş, ekonomik bağımsızlık gibi kavramları içselleştirmeme vesile olmuştur.

20 yaşında girişimci olmaya karar vermenizin ve sonrasında yeni başarılı girişimlerde bulunmanızın ortaya çıkış öyküsü nasıldı? Sırasıyla girişim öykülerinizi sizden dinleyebilir miyiz? Ne isterken, hikayeniz nerelere evrildi? Şu anda kariyerinizde hayal ettiğiniz yerde misiniz?

Benim ilk şirketimi kurmama vesile olan iş, Türkiye’den İspanya’ya ihraç ettiğimiz 500 ton hayvan yemi hikâyesidir. Sonrasında ise kurucusu olduğum hazır giyim ve konfeksiyon ihracatçısı SUTEKS’in kuruluşudur. 10 yıl önce BRAEZ adında bir Hollanda markasını satın aldım. Onu da Türkiye’de yaygınlaştırmak için temkinli olarak ilerliyorum.

Kurucusu olduğum her sivil toplum kuruluşu bir girişimimdir. Tarihsel sırasıyla Türkiye Konferans Tercümanları Derneği, TESEV, KADER, KAGİDER ve YANINDAYIZ’ın kuruculuğunu yaptım. Gerek iktisadi gerekse sivil toplum girişimlerimin tamamı beklediğim şekilde evrildiler. YANINDAYIZ daha çok yeni… Onun da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye’deki algıyı değiştirerek süreci kısaltmasına vesile olacak bir boyutta ve saygınlıkta olmasını hedefliyoruz.

En büyük hayalim Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı seçilip ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmakken kendimi sivil toplumla ilgilenir halde buldum. İş hayatımda ve sivil toplumda adım adım ilerleyerek belirli noktalara geldim. Bugün ülkeme yaptığım katkılarla çok mutluyum.

COVID-19 salgını, dünya genelinde bugüne kadar alışık olmadığımız bir tablo yarattı. Nasıl aşılacağını ve ne zaman sonuçlanacağını bilmediğimiz bir krizle karşı karşıyayız. Bu süreçte, gerek farkındalık yaratmak, gerekse aksiyon almak açısından ne yönde çalışmalar gerçekleştirdiniz?

Aslında krizden çıkış yolları belirlendi. Aşılar yoluyla da süreci kısaltarak aşacağız. Başlangıç döneminde kişisel olarak bir yıldır karantinadayım denebilir. Kurumsal olarak da yapılması gereken tüm önlemleri alarak ilerledik.Uzaktan çalışma-sosyal mesafe-hijyen kurallarını her alanda uyguladık. Minimum olumsuzlukla atlatmış bulunuyoruz.

Sürdürülebilirlik için “Kadın Gücü” ne anlama geliyor? Sizce şirketlerde ve ekonominin genelinde kadın gücünün artması neleri, nasıl etkiler?

Bildiğiniz üzere Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin beşincisi toplumsal cinsiyet eşitliği. Bence birinci sırada olmalıydı. Bunu çeşitlilik anlamında görmemiz yetersizdir. Kadın hakları insan haklarıdır. Dünyadaki en gelişmiş ekonomilere baktığınızda toplumsal cinsiyet eşitliğinde en yüksek puanlara ulaşmış ülkeleri bulursunuz. Bu ülkeler geliştikleri için kadının hakları gelişmedi, tam tersine kadınlar uzun mücadelelerle bu hakları elde ettiler ve bunun doğal sonucu olarak ülkeler gelişti.

Şirketinizde kadın çalışan oranı nedir? İK süreçlerinizde cinsiyet eşitliğinin önemi ve önceliğinden bahseder misiniz?

Bizim şirketimizde kadın ve erkek çalışan oranı eşittir. SUTEKS’te toplumsal cinsiyet eşitliği İK süreçlerinin bir hedefi değil bir yaşam biçimidir. İnsana verilen öncelik ve her alanda eşitlik şirketimizin kurulduğu ilk günden itibaren mevcuttur. Onun içindir ki kurumsal olarak rol modeliyiz.

“Kadın girişimci olarak 1970’li yıllarda çalışma hayatına adım attığımda, hep bir görünmez cam duvarın olduğunu gördüm.”

İş dünyasında cinsiyetleşmiş mesleklere bakış açınız nasıldır? Ücretler, cam tavan, çalışma koşulları ve fırsatların iyileştirilmesi anlamında Türkiye ve dünyada gelecek 10 yılda nasıl bir tablo oluşacağını öngörüyorsunuz? Sorunların giderilmesi için neler yapılmalı?

Kadın girişimci olarak 1970’li yıllarda çalışma hayatına adım attığımda, hep bir görünmez cam duvarın olduğunu gördüm. İnsanlar için o dönem kadınların çalışma hayatında var olmaları alışılmadık bir durumdu ve temkinli yaklaşma ihtiyacı hissediyorlardı. Günümüzde bile benzer sorgulamalar yaşanabiliyor. Bir kadın girişimci olarak o zamanlar yaşadığım problemlerin tamamını bugün diğer kadınlar da yaşıyor. Dünya hızla eşitliğe doğru evriliyor. Gelecekteki on yılda ve ondan sonraki dönemlerin tümünde geometrik bir hızla eşitliğe doğru koşuyor olacağız. Sorunların giderilmesinin birinci adımı zihniyet devrimidir. Ataerkil kültür yapısının ülkeye ve insanlara verdiği hasarın farkında olarak “Önce insan!” ve “Kadın erkek eşittir nokta!” sloganlarını yaşamın her alanında uygulayabilmeliyiz. YANINDAYIZ bu süreci kısaltmak için kurulmuş bir dernektir.

ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER40 erkek ile birlikte eşitlik için yola çıkarak kurduğunuz ve kısa süre içinde önemli bir aşama kaydeden YANINDAYIZ Derneği’ni sizden dinleyebilir miyiz? Fikir nasıl ortaya çıktı? Ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?

YANINDAYIZ, toplumsal cinsiyet eşitliği savunusunu yapmak üzere yola çıkan ve “Kadınların YANINDAYIZ” diyen bir dernek. Hedef kitlesi ve rol modelleri erkekler. Erkeklerden erkeklere köprü olmak amacıyla kurulan Türkiye’deki ilk sivil toplum kuruluşu. Dünyada iki örneği daha var. İlki Brezilya çıkışlı ve Amerika merkezli, pek çok ülkede şubesiyle birlikte çalışma yapan “Promundo” diğeri ise Avustralya’da kurulan “Champions of Change Coalition”.

YANINDAYIZ’da temel amacımız toplumsal cinsiyet eşitliğinde, tam eşitliğe gidilecek yolda özellikle erkeklerde zihniyet ve davranış değişimini yaratmak. Ekonomide ve toplumda karar vericilerin, yasa koyucuların ağırlıklı olarak erkekler olmasından dolayı zihniyet değişiminin erkeklerden başlamasının şart olduğunu düşünüyoruz. YANINDAYIZ’ın amacı başta kadına yönelik şiddetin sonlanması olmak üzere, eğitim, sağlık, çalışma hayatı, ev emeğinde ortaklık gibi hayatın tüm alanlarında tam eşitliğin sağlanması için farkındalığı artırmaya yönelik faaliyetler sürdürmektir. Örneğin, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla İstanbul Üniversitesi ile “İlçe Bazında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi” raporunu hazırladık. Türkiye’de ilk kez yapılan bu çalışmayla 100.000 ve üzeri nüfusa sahip olan 234 ilçe belediyesi için karşılaştırılabilir ve sürdürülebilir cinsiyet endeksi hazırladık.

YANINDAYIZ derneğinde üyelerimiz en büyük destekçilerimiz. Her türlü faaliyetimize değerli katkı sağlayarak daha iyi işler çıkarılmasına vesile oluyorlar. Kendilerine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Dernek içinde kurduğumuz çalışma gruplarıyla, belirli aralıklarla üyelerimiz ile bir araya gelerek çalışmalarımıza devam ediyoruz. İş dünyasındaki değerli üyelerimizin referanslarıyla ve eğitimcilerimizle toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığını arttırmak, deneyim paylaşımlarında bulunmak üzere farklı eğitim programlarımız var. Bunlar arasında, Berber Dükkânı Sohbetleri, Tarihsel Süreçte Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Eğitimleri, TCE-101 Eğitimleri, Dil Farkındalığı Atölyeleri ve Aile İçi Şiddet Farkındalığı çalışmalarını sayabiliriz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması öncelikli hedeflerimiz arasında. Özellikle mavi yaka çalışanlara yönelik eğitim programları ve üniversite öğrencilerine yönelik eğitim programları ile öncü olan bir dernek olarak çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Toplumda ataerkil zihniyetin dönüşümü, çok önem verdiğimiz bir konu; bu anlamda da özellikle sosyal medya çalışmaları ve eğitim çalışmaları ile toplumsal cinsiyet eşitliğinin söylem değişikliği dönüşümüne katkı sağlamak istiyoruz.

“İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan ataerkillikle mücadele ediyoruz.”

ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GERKadın istihdamı konusunda son yıllarda ciddi bir yol aldık. Markaların bu yönde öncü ve ilham veren girişimlerine de tanık oluyoruz. Henüz hala yeterli seviyelere çekilememiş olsa da çok ciddi çabaların ortaya konulduğunu görüyoruz. Bugün bu tabloyu siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası bazı konular hiç ama hiç düzelmeyecekmiş gibi geliyor ama bir bakıyorsunuz zaman içinde yol alınmış. Tüm kadın örgütleri, dernekler, sivil toplum ve son zamanlarda bahsettiğiniz bazı markalar çok çalışıyor. Bu düzende alınabilecek en iyi sonuçları alıyoruz diyebiliriz. Zaten ana işimiz sürekli engelleri aşmak olduğu için bu işin doğasında var. Sonuçta insanlık tarihi kadar eski bir olgu olan ataerkillikle mücadele ediyoruz.

Kadınların ekonomide daha güçlü ve eşit bir şekilde konumlanması için sizce kimlere hangi görevler düşüyor? Mesleklere cinsiyet biçen toplum yapısı, çalışanlar, yöneticiler ve şirketler, kadınlar, erkekler, gençler ve ebeveynler…

Kadın, erkek, genç, ebeveyn olarak ayırmadan herkese görev düşüyor. Artık “Bu bir kadın meselesi” deyip geçilmemesi gerekiyor. Özel sektörde şirket değerleri ve organizasyon kültürü toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde şekillenmeli, yönetim birimi kadın ve erkek eşitliğine duyarlı bir hale gelmeli. Kapsayıcılık ilkesine dayanan stratejiler oluşturulmalı, kesinlikle ve kesinlikle cinsiyet kotası uygulanmalı, “kadınlara özgü” veya “erkeklere özgü” kabul edilen işlerde tam tersine erkeklerin veya kadınların çalışması teşvik edilmeli; kadınların annelik izinlerini kanunlara uygun bir şekilde kullanmaları, erkeklerin de babalık izinlerini kullanmaları teşvik edilmeli. Yani özetle, şirketler ve kurumlar kadın dostu politikalar geliştirmeli ve bunları bir an önce uygulamaya geçirmeliler.

Özel sektörün yanında sivil toplumlara çok önemli görevler düşüyor. Sivil toplumlar da toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefine ulaşmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırmak için çeşitli projeler hayata geçirmeli, kadın haklarında savunuculuk görevi üstenmeli, farkındalık çalışmaları yapmalılar. Kadınların ekonomide eşit ve daha güçlü bir şekilde var olabilmesi ve dolayısı ile eşit ve refaha ermiş bir toplumun inşası için özel sektöre ve sivil topluma düşen roller çok ama çok önemli.

Toplumsal cinsiyet bilinci için zihniyetlerin değişmesi sizce nasıl mümkün? İş ve aile hayatlarımızda cinsiyetçi yaklaşımların azaltılması ve bu yönde bilinç oluşması için cinsiyetçi yönde anlam ifade eden, hayatımızdan çıkarmamız gereken yasaklı kelimeler sizce neler olmalı?

YANINDAYIZ’ın varoluş amacı zaten bu. Toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolda en büyük engel olarak kabul ettiğimiz ataerkil zihniyetin dönüşümü için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu dönüşümü sağlayabilmek ve eşitlikçi bir bilinç oluşturmak için kalıplaşmış cinsiyetçi ifadeleri hayatımızdan çıkarmak çok önemli. YANINDAYIZ olarak Dil Farkındalığı Atölyeleri düzenliyoruz. Aynı zamanda sosyal medyada oldukça ilgi gören “Söylemini Değiştir” kampanyamız ile ataerkil zihniyetten doğan ve maalesef ki toplumda çoğumuzun diline yer etmiş cinsiyetçi ifadelere dikkat çekerek dildeki ayrıştırıcı ve kadını hor gören yaklaşımı önlemeyi amaçlıyoruz.

Aslında bizi en çok geriye çeken konulardan birinin de “öğretilmiş ebeveynlik” olduğunu düşünüyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Gelecek nesillerin bugünkü öğreticilerine bir mesaj vermek ister misiniz?

Size katılıyorum. Erkeklerin doğurmak ve emzirmek hariç her konuda çocuklarına rahatlıkla bakacaklarına inananlardanım. Bebeğin ilk bir yılında anneye yakınlığı, süt emmesi dolayısıyla sembiotik bir ilişkisi var ama diğer tüm ihtiyaçlarını da bir baba giderebilir. Önce insan diyerek başta kadın-erkek olmak üzere her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaları ve toplumsal cinsiyet eşitliğini bir yaşam tarzı olarak benimsemelerini öneririm.

ATAERKİL ZİHNİYETLE SAVAŞAN EŞİTLİKÇİ LİDER: NUR GER

Bu içeriği yararlı buldunuz mu?
Vereceğiniz puan ile içeriği katkıda bulunmuş olacaksınız
...
1 puan2 puan3 puan4 puan5 puan


Yorum Yazınİçerik hakkında ki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.


Kategori'ye Ait Diğer Haberler